TOPALLAYAN BACAK!

TOPALLAYAN BACAK!

Fiziki sakatlıklar hemen dikkatimizi çeker. Mesela topallayan bir bacağı asla gözden kaçırmayız, ancak topallayan yürekleri de asla fark etmeyiz!
Herkese bir soru sormak istiyorum: Bir kör, sağır, ya da tekerlekli sandalyeye mahkûm bir engelli gördüğümüzde içimizden geçen ilk duygu nedir?..
Acırız… İçin için “vah vah” çeker, “zavallı” gibisinden mırıldanırız. Halbuki bizden beklenen “acıma” değil, “anlama.” Fakat heyhat: Kendini anlamayan başkasını nasıl anlasın.
Biz ne kendimizi anlıyoruz, ne de birbirimizi. Bu yüzden hayat gitgide anlamsızlaşıyor. Çünkü sadece zorluklarını, olumsuzluklarını, kirli yanlarını yaşıyoruz. Oysa hayatta bir sürü güzellik de var: Mesela güller açıyor, çocuklar gülümsüyor, yıldızlar göz kırpıyor, yağmur yağıyor, güneş doğuyor.
Hayatın kışı ayrı, yazı ayrı güzel; denizin durgunu farklı, dalgalısı farklı güzel. Ancak bu güzellikleri fark edebilmek için görebilmek lazım.
Şayet görmüyorsak, bir anlamda görme engelli sayılmaz mıyız?
Kuşların rengi ve ahengi, uçuşu da, ötüşü de ayrıdır… Yazın ayrı, kışın ayrı öter kuşlar. Ama her sabah kuş orkestrasının ahenkli ritmiyle uyanmak sadece duymayı bilenlere mahsus bir imtiyazdır… Yazık ki çoğumuz kuşları duymuyoruz…
Kuşları duymadığımız gibi, eşimizi ve çocuklarımızı da (dinlemiyoruz ki) duymuyoruz…
Bir anlamda işitme engelli sayılmaz mıyız?
Sevmekten korkuyoruz. Sevsek bile bunu saklıyoruz…
Annemiz, babamız, eşimiz ve çocuklarımız onları ne kadar sevdiğimizi bilmiyorlar, çünkü sevgimizi söylemeyi zaaf sayıyoruz.
Bir anlamda sevgi engelli sayılmaz mıyız?
Sevdiklerimizin gönlünü alacak güzel sözler söylemiyoruz…
Bir anlamda konuşma engelli sayılmaz mıyız?
Elimizdeki güzelliklerle zenginlikleri fark etmediğimiz için, mutluluğu uzaklarda arıyoruz…
Bir anlamda zeka engelli sayılmaz mıyız?
Sevgilerimizle birlikte kızgınlıklarımızı, küskünlüklerimizi de saklıyor, duygularımızı salt kendi içimizde yaşıyoruz. Bunu izah için de “kol kırılır yen içinde kalır” diyoruz. (Kol kırılıp yen içinde kaldıkça, kemik yanlış kaynıyor, böylece bir uzvumuz daha çarpılıyor)
Bir anlamda cesaret engelli sayılmaz mıyız?
Farklı inanan, farklı düşünen, farklı giyinen, farklı yaşayan insanları kabullenemiyor, sosyal hayattan dışlamaya kalkışıyoruz…
Bir anlamda saygı engelli sayılmaz mıyız?
Ve hep yakınıyor, sadece şikâyet ediyoruz:
Yani şükür engelliyiz!
Bu anlamda engelli sayımız yedi buçuk milyon değil, belki de yetmiş buçuk milyon!..
Yaşamı idrak etmeden yaşayıp gidiyoruz işte!

26 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Fatih Terim

Fatih Terim

(d. 4 Eylül 1953, Adana), defans mevkiinde oynayan “İmparator” lakaplı ve Commendatore unvanlı Türk teknik direktör ve eski futbolcu. Galatasaray teknik direktörü.
Futbolculuk kariyeri

1953 yılında Gökseliye’de Kıbrıs asıllı Türk anne-babanın çocuğu olarak doğan[3] Terim, futbola Ceyhanspor’da başladı. 2. Türkiye Ligi’nde şampiyon olarak 1.Lige geçen Adana Demirspor’da sergilediği oyun ile herkesin ilgisini üzerine çekti ve bir sonraki sezon Galatasaray’a transfer oldu. 1985′te futbola veda edene kadar Galatasaray’da futbol oynayan Terim Galatasaray’da takım kaptanlığını da üstlendi. Galatasaray’daki oyunculuk kariyeri boyunca yürüttüğü kaptanlığı sayesinde tüm zamanların en sevilen Galatasaray oyuncularindan biri haline geldi. Galatasaray formasıyla 327 maç oynadı.
Milli takım kariyeri
7 Kez U-19, 10 kez Ümit Milli ve 51 kez de A Milli olmak üzere toplam 68 kez Türkiye Milli Futbol Takımı forması giyen Fatih Terim, bu maçlarda 2 gole imzasını atmıştır.
Ayrıca aralıksız 51 kez A Milli Takım forması giyerek bir kez daha adını Türk futbol tarihine yazdırmış oldu.
Teknik direktörlük kariyeri
Fatih Terim, 2011-2012 sezonunda Galatasaray’ın Manisaspor’u 1-0 yendiği karşılaşmada.
1987-1989 yılları arasında iki sezon Ankaragücü takımını çalıştırdı. İlk sezonu onuncu, ikinci sezonu altıncı sırada bitirdi. 1989-1990 sezonunda 2. Lig takımı Göztepe’yi kısa bir süre çalıştırdı. Terim, Sepp Piontek’in 1990 yılında yardımcılığını yapmaya başladı. Türkiye 21 Yaş Altı Millî Futbol Takımı’nı, 1993 Akdeniz Oyunları Şampiyonu yaptı. Ekim 1993′de Sepp Piontek’ten boşalan Türkiye Millî Futbol Takımı’nın başına geçmiştir. Fatih Terim’in başında bulunduğu Türkiye Millî Futbol Takımı ile 1996 yılında Avrupa Şampiyonası’na ilk defa katılma hakkı kazandı. 1996 yılında Türkiye Millî Futbol Takımı’ndan ayrıldı.
1996-2000 yılları arasında Galatasaray’ı çalıştırdı 4 lig 2 Türkiye Kupası ve 1 UEFA Kupası Şampiyonluğu kazandırdı.2000 yılında Galatasaray, UEFA Kupası’nı kazanan ilk ve tek Türk takımı oldu ve kendisi de “İmparator” lakabını aldı.
2000-01 sezonunda İtalya’nın ACF Fiorentina takımını çalıştırdı ve takımını İtalya Kupası’nda finale taşıdı. Final maçından birkaç hafta önce kulüp başkanı Cecchi Gori ile anlaşamayıp takımdan ayrıldığı için kupa sevincini yaşayamamıştır. 2001-02 sezonunda İtalya’nın köklü kulüplerinden olan AC Milan’ı çalıştırdı. Ancak istediği başarıyı elde edememiş ve görevinden uzaklaştırılmıştır. 2002-2004 yılları arasında Galatasaray’a geri dönmüş, 2004 yılında ligde ve Avrupa Kupalarındaki başarısız sonuçların ardından Galatasaray’dan ayrılmıştır.
2005 yılında tekrar Türkiye Millî Futbol Takımı’nın başına getirilmiştir. 7 Şubat 2007′de Gürcistan maçıyla 55. kez takımın başında sahaya çıkarak, Coşkun Özarı’nın rekorunu kırdı. 24 Mart 2007 Yunanistan-Türkiye maçı ile 56. kez takımın başına geçmiş oldu. Terim’in karnesinde, o dönem 30 galibiyet, 17 beraberlik, 14 de yenilgi bulunuyordu. Aldığı mağlubiyetler ve beraberliklerden sorumlu tutuldu. Fakat daha sonrasında elde ettiği Norveç ve Bosna-Hersek galibiyetleriyle Türkiye Milli Takımını Avusturya ve İsviçre’de yapılacak olan 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine götürdü. Şampiyonada Milli Takım yarı finale yükseldi.Yarı finalde Türkiye, Almanya ‘ya 3-2 yenilerek elenmiştir ve o sonuçla da Türkiye 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda 3. olmuştur. Fatih Terim bu turnuvanın en iyi teknik direktörü seçilmiştir. Türkiye Millî Futbol Takımı’nı 2010 FIFA Dünya Kupası’na taşıyamadığı için 19 Ekim 2009 tarihinde basın toplantısı düzenleyerek görevinden ayrıldığını açıklamıştır.
UEFA Kupası’nı kazandırdığı 17 Mayıs 2000 tarihinden tam 11 yıl sonra, 17 Mayıs 2011′de 3. kez Galatasaray teknik direktörlüğüne getirilmiştir. 1 Temmuz 2011 tarihinde Türk Telekom Arena’da gerçekleştirilen törende, Galatasaray ile üç senelik resmi sözleşmeye imza atmıştır.[5] 12 Mayıs 2012 tarihinde Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda takımının 18. lig şampiyonluğunu getirmiştir. Galatasaray’la sezonu zirvede tamamlayan Terim, kariyerinin 5. lig şampiyonluğunu elde ederken, lig tarihinde en fazla şampiyonluk kazanan teknik direktörü unvanını almıştır.

21 Eylül 2012
Okunma
bosluk

BENİM HAYATIM

BENİM HAYATIM

Ben fırat Karaoğlan 02.12.1993 de hayata gözlerimi Zübeyde hanım doğum evinde açmışım.7 aylık 15 cm ve dokuz yüz gram olarak dünya ya gelmiş yirmi yedi gün küvez de kalmışım sonra imza vererek al mışlar beni hastaneden çıkarmışlar
Sonra ki zamanlar da hep kilo almışım tosun gibi olmuşum doktorlar bile şaşırmışlar sakin bir çocukluğum varmış ama biraz yaramazlıklarım ben büyüdükçe başlamış bir keresinde babamın arabasını kaçırmaya kalmışım Allahtan arabanın pedallarına aylarım yetişmemiş de sürememişim arabayı süre bilseymişim duvara çarpacakmışım ilk okula başladığım yıl okula hemen alıştım ama benim bir öğretmenim vardı hiç unutmam adını erdinç dursun ödev yapmadığımız zaman demirle döverdi beni okuldan soğuttu ben okulu okulu o kadar çok severdim ki ilk kayıt olduğumuz gün herkes ağlamıştı ben ağlamamıştım
2.sınıfta kaya kazel gelmişti sınıfın başına biz sevinmiştik ama yeni hocanın huyunu merak ediyorduk Allahtan melek gibi çıkmıştı ve benim gibi bir çok arkadaşımızın hayatında dönüm noktası oldu kimimizin idolü bile oldu şimdi aradan 11-12 yıl geçmesine rağmen doğum gününü kutlamaya gidiyoruz ve eski günleri yad ediyoruz ben 5.sınıfa kadar çok çalışkan bir çocuktum ama beşinci sınıfta annemi kaybettim bu benim için bir çöküş oldu hayat benim için son buldu şimdi hiçbir şeyi o kadar umursamıyorum bir çok hata yaptım insan bazı şeylerin kıymetini anca kaybedince anlıyor şimdi annem olsa yanımda onu hiç üzmez bir dediğini 2 etmezdim bence elimizdekilerini kıymetini iyi bilelim kaybedince değil kaybetmeden hak ettiği değeri gösterelim onlara sevgiyi mutluluğu tattıralım
Liseye başladığım yıl yeni bir başlangıç yapmaktı isteğim ama olmadı istediğim ne kendi ne de babamın istediği düzeyde başaralı bir öğrenci olamadım gerçi bu 2 senedir toparlandım biraz önümde seneye gireceğim ve tüm hayatımı etkileyecek bir sınav var elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışcam bakalım zaman ve hayat bize neler gösterecek…

20 Eylül 2012
Okunma
bosluk

DİŞ ETİ KANAMASI NEDENI !

DİŞ ETİ KANAMASI NEDENI !

Diş etleri , küçüklükten bu yana ergenlıge kadar olume kadar dıslerı tutan mıne tabakasıdır. Diş etleri dışlerde cok onemlı rol oynar, bakımı yapılmaması takdırde hem dıslere zarar hem ağız kokusuna zarar bır suru iş. Önlem alınmaması halınde her konuda zarar yaratır. Agız kokusuna yol acar dıs etı kanamalarına yol acar.
Diş eti iltıhapları agızdakı damaklarda sısme ıltıhaplanma seklıdır. Her turlu her yere zarar vermesı nıhayetınde en buyuk kotulugu ve zararı ınsanın kendısıne verır. Boyle bır rahatsızlanma olduğu zaman ılk once kendı cabalarımız ve hekımın de ılgısı onatı lazım olur yardım olur . Dıslerın fırçalanması yonetı8mınde her bısey coxzulkur anacım  Ağızda görünen en önemli iki hastalık diş çürümeleri ve diş eti iltihaplanmasıdır. Diş minesi ve altındaki dentin tabakasının aşınmasına yol açan diş plağı oluşumu sebebiyle bu tabakalarda oyuklar meydana gelir ve dişler çürümeye başlar. Diş plağı, yiyecek artıklarının ve bakterilerin dişlerin diş etiyle birleştiği yerde oluşturduğu yapışkan ve renksiz bir tabakadır. Dişler düzenli bir şekilde temizlenmez, fırçalanmazsa bu biriken tabaka artmakla kalmayıp diş ve diş etlerinde temizlenmesi çok zor ve bakteri üreten kireçli bir tabaka halini alır. Bu bakteriler yiyeceklerin tatlandırılması için kullanılan şekerli gıdaların kalıntılarını parçalayarak asit üretir. Aynı zamanda bakterilerin kendileri de asit üretir. Bu asit sayesinde mine ve dentin aşınarak dişlerde oyuklar oluşur. Dişlerde oluşan plak önemli diş ve diş eti hastalıklarına yol açar. Dişlerde meydana gelen oyuklar, diş minesine verdiği zararla birlikte, diş hızla alt tabakaya doğru çürümeye başlar. Bu çürükler nedeniyle dişlerin dayanıklılığı azalır. Dişler sıcağa, soğuğa ve şekerli yiyeceklere karşı hassaslaşmaya başlar. Çürük için önlem alınmazsa enfeksiyon dişin özüne ulaşır. Bu enfeksiyon dişin sağlam kalması için gerekli olan kan damarları ve sinirlerin bozulmasına, ağrıya ve iltihaplanmaya sebep olur. Özdeki bu hasar dişin ölmesinin nedenidir.
Gecelerı yatmadan once fırçalanması 31Kutulması ıstenırse duzenlı dıs fırçalanması gerekmektedir ama en once hekım onayı gerekmektedir . Hekım eslıgınde yapılan kanıtlar cozumler her zaman en basta gıtmektedır. ş çürümesini önlemek için çürümeye sebep olan etkenleri daha işin başındayken ortadan kaldırmak gerekir. Sağlıklı dişlere ve diş etlerine sahip olunmak isteniyorsa altı ayda bir diş kontrolleri yapılmalıdır. Fakat daha önemlisi dişlere iyi bakılmasıdır. Günde en az iki defa yemeklerden sonra zor köşelere erişebilen bir diş fırçasıyla düzenli bir şekilde fırçalanmalıdır. Diş fırçaları üç ayda bir değiştirilmelidir.

16 Eylül 2012
Okunma
bosluk

VARİKOSEL NEDİR ?

VARİKOSEL NEDİR ?

Varıkosel erkeklerde genellıkle 20-35 yaşlarına kadar genellıkle buyuk olasılıkla sol testıste görülen solucanlaşmadır. Erken tedavı yöntemleri kuvetlı olmak uzere ılerledıkce kısırlığa kadar gıden bır cerrahı uzamanlıgına yönelen bır hastalıktır.
Tüm erkeklerin yarısından cogu kadarında ve kısırlık sorunu ile başvuranların ve bu oranın daha bı ust kademedeki oranında saptanan varikosel (testis damarlarında genişleme, varisleşme) en sık rastlanan ve mikrocerrahi ameliyat sonucu en başarılı sonuç aldığımız kısırlık sebebidir. Varikosel testislerde sıcaklık artışı ve toplardamardaki kanın organa geri akımı sonrası mikro dolaşımı etkileyerek sperm üretimini bozar; sayı, hareketlilik, yapı ve kromozomal yapıya etki sonucu dölleme kapasitesini olumsuz etkiler. Yonetmelıge gore cogu kısmı varıkosel amelıyatı sayesınde ıyılesıp sıhhatıne kavuşmuş , be sperm sayısında buyuk orantıda gelısme , yogunlasma ve cogalma gorulmustur. İmkansız olmayan amelıyat yarım saat ıla bır saat arasında surebılmektedır. Varıkosel genç yastakı ergenlerın kendılerını tatmın etmek ıcın mastürbasyonun tozunu fazla kaçırdıkları takdırde testısın ustundekı torbadaki gıden kanın hızlı ılerlıyemesı sonucunda , kanların damarda sıkışıp kalmasıyla torbanın ust duzeyınde kanların toplaşıp solucanlasma seklı hastalığına denır. Varikosel ergenlik yaşlarında ortaya çıkmaya başlayan ve zaman ile ilerleyen bir toplardamar hastalığıdır. Genetik yapısı uygun olan ve ayakta fazlaca duranlarda bazen ağrı ve görüntü bozukluğu ile ortaya çıkarsa da kısırlık ve diğer nedenler ile yapılan el muayenesinde saptanır. Toplardamarların içinde bulunan ve ters akımı engelleyen valf sistemini oluşturan kapakçıkların damar çapı genişlemesi sonucunda yetersiz kalması ile testislerin toplardamar çıkışında basınç artışı gerçekleşir. Artan basınç sonucu testis dokusu içindeki kan dolaşımı (mikrosirkülasyon) bozularak sperm üretimi etkilenir.
Varıkosel kısırlığa sebebıyet ve ağrıya yol açmadığı takdırde tedavısı fazla zorunlu olmayan mıkrobıyolojı kapsamında olan bı rahatzılıktır. Genellıkler ayakta fazla durulması seklınde ağrıya yol acar, duz ustu uzanıp ayaklarımızı yükseğe kaldırdığımız sekılde ağrının bı kısmı sekılde hafıfleyecegını gozlemleyebılırız.

15 Eylül 2012
Okunma
bosluk

VİRÜSLER

VİRÜSLER

Virusler her bakımdan her yönden hayatımızdalar herzaman yanıbasımızdalar. Gerek ınternet vıruslerı gerek bünye yanı ınsan hastalıkları olan canlının yada cansızın en kucuk yapı brımıdır. Vırusler açıkçası ınsanların en kotu korkulu rüyaları gıbıdır bazıları oldurur bazıları cokertır yerıne gore vırus vardır .
Her vırus aynı olmadığı gıbı değısık degısık turlerı vardır her bedene her vıcuda degısık vurusler gırebılır bunları kovmak gerekır kovamazsan onlar bızı bu hayattan kovarlar. Vurus vuruştur vuruş olmazsa vuruş olmaz vuruş olmayınca bıze gırmezler bıze gırmezlerse hasta olmayız olmazsak olmeyız ne güzel ya . Vurusler olmasaydı hayatımızda yasamanında bır anlamı olmazdı bence neden dıe sorarsanız olmazdı lan ıste ne bılım olmezdık hep yasardık falan cok tuhaf olurdu . Olmek herkezın sonudur neden olmuyelım kı bı guzellık yapsana gece bende kalsana kıtabına uydur gel uysada uymasada cekecegınb var elımden alacağın var tenimden açıl durum uyansana . bana gıt bana .. öyle yada böyle her yerde devasa plazaların yanında kat kat çıkılmış müstakil evler ama para kazanmak için metropole gelenler yarın bir gün emekli olduklarında bu şehirden gürültüden kaçmak istediklerinde bulamayacaklar bu zenginlikleri bir daha ve o zaman akılları başlarına gelecek yaptıkları hata kafalarına dank edecek ama tüm bunlar olurken biz bazı şeyleri çoktan kaybetmiş olacağız ve iş işten geçmiş olacak dünya kirlenmiş ağaçlar kesilmiş oksijen bulunması zor bir nimet haline gelecek bu paraya tapıp ormanları yok edenler artık paralarıyla suni oksijen satın alırlar herhalde yada parayı bastırıp gidecekler.
Bız Askın Cennet Halıydık Bak Bıze Kader Bıle doyamıyorduk . bız askın cennet halıydık artık barısamamız ıcın melekler ımza topuyor. . Vurusler olmasaydı hayatımızda yasamanında bır anlamı olmazdı bence neden dıe sorarsanız olmazdı lan ıste ne bılım olmezdık hep yasardık falan cok tuhaf olurdu .

14 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Son Gelen Şehıt Haberının Sozculeri Ailesi !

Son Gelen Şehıt Haberının Sozculeri Ailesi !

Şehit babanın isyanı; Bende Kürdüm verin oğlumun silahını…Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde, dün gece teröristlerin dört farklı noktaya düzenlediği saldırıda şehit olan Piyade Uzman Çavuş Erdoğan Sönmez’in Antalya’daki baba evine ateş düştü. Baba İlyas Sönmez, “Bende Kürdüm. PKK’yı sevindirmemek için ağlamayacağım’ dedi. Teröristlerin saldırısında şehit olan 25 yaşındaki Piyade Uzman Çavuş Erdoğan Sönmez’in Antalya’daki baba evine acı haber sabah saatlerinde verildi. Haberin ardından Antalya Garnizon Komutanı Tuğgeneral Kemal Korkmaz ve askeri erkan şehidin evini ziyaret ederek baş sağlığı diledi.
Gözyaşları içinde Tuğgeneral Korkmaz’a sarılan şehit ailesi teröre lanet yağdırdı. Demir doğrama işi ile uğraşan 47 yaşındaki baba İlyas Erdoğan, şöyle konuştu: ‘Ellerimin nasırı ile ben çocuklarımı büyüttüm. Doğu’dan kaçırdım geldim. Burada adam gibi okutayım. Adam gibi okutmak için buralarda çalışmaya başladım. Çocuğum şu an açıktan hukuk bölümünü okuyordu. Ama benim vergimle, benim paramla dağda PKK ile kucaklaşıyorlar. Türkiye’nin mermisi yoksa biz canımızı verelim. Mermimiz de topumuz da var. İsrail iki asker için Filistin’i yerlebir etti. Biz 9 şehit verdik. Biz, neden dağı taşı ateşe verip yerlebir etmiyoruz. Madem savaş varsa ben dağı taşı yakarım. Yok mu bizim topumuz, silahımız. Oğlumun silahını verin bana ben tek başıma gideceğim. Tek başıma tek başıma. 4 tane çapulcu dağa çıkmış meydan okuyor. 4 çapulcu. Yazık ya. 4 çapulcu ile baş edilemiyorsa verdiğim vergi haram olsun’Baba Sönmez, Kürt olduğunu belirterek şunları söyledi: “Ben, Van Ercişliyim. Ama benim hakkımı savunmuyorlar. Benim bayrağım var. Her tarafta benim bayrağım dalgalanıyor. 4 tane çapulcu gelmiş ben devlet kuracağım diye, bunlar benim hakkımı savunmuyor. Dünyanın üçüncü büyük ordusu bizde, dört çapulcunun hakkından gelemiyorsak yazıklar olsun bize.’ GÖREVDEYİM MERAK ETMEYİNOğlunun iki yıllık asker olduğunu dile getiren baba Sönmez, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Bize ev alacaktı. Ev aldıktan sonra evlenecekti. Görevini başarıyla yapmıştır. Onunla gurur duyuyorum. Yalnız PKK’yı sevindirmemek için ağlamayacağım. Akşam telefon etti. Bir eksiğiniz varsa alın. Kardeşlerine kontör gönderdi. ‘Görevdeyim baba. Beni merak etmeyin’ dedi.’

Tuğgeneral Korkmaz acılı aileye baş sağlığı dileyerek, ‘Allah her askere böyle bir ölüm yani şehitlik nasip etsin. Erdoğan başarı ile görevini yerine getirmiştir’ dedi. NASIL KIYDILAR45 yaşındaki ev hanımı anne Günay Sönmez ise, ellerinin nasırı ile çocuğunu büyüttüğünü belirterek şunları söyledi: ‘Nasıl kıydılar yavruma. Babası demir doğrama yaparak onu büyüttü. Biz bugün bu güzel evde oturabiliyorsakoğlumun sayesindedir. Ama en büyük hayali annesine ev almaktı. Nasıl kıydılar yavruma. Bu Kürt Türk davası değil. Teröristler para için yapıyor bunu. Bugün ben ağlıyorum yarın başka anneler ağlamasın’ KARDEŞLERİNE YARDIM EDİYORDUVan Erciş nüfusuna kayıtlı İlyas Erdoğan’ın şehit oğlu Erdoğan Sönmez, açıktan hukuk bölümünü okuduğu ve 6 ay önce Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine geçici görevle gittiği öğrenildi. İki kardeşi daha olan şehit Sönmez’in saldırıdan hemen önce ailesini aradığı ve kardeşlerine kontör ve ihtiyaçlarınız varsa alın ben parasını göndereceğim dediği bildirildi. Ayrıca şehit Sönmez’in Pamukkale Üniversitesi’nde Felsefe Öğretmenliği son sınıf öğrencisi kardeşi Pınar Sönmez’in de okul masraflarını karşıladığı kaydedildi.

11 Eylül 2012
Okunma
bosluk

Susuzluk

Susuzluk

Su insanın vücudunun 3/2 sini kaplayan su ne kadr önemli değil mi susarsınız çeşmeye koşarsınz yaz aylarında sıcak bastığı anda hemen buzdolaplarına atılır sular deniz kenarına gidildiğinde buz kalıpları çıkarılır termoslara koyulur saatte en 2 bardak soğuk su içilir buz gibidir bu su lıkır lıkır içilir insanı kendinden geçirir susuz bir yaşam düşünülemez dünya çöl olmanın eşiğinde kuraklık çekmekte ve yaşam zorlaşmakta insanlar çok değil bundan birkaç yıl sonra değil içme suyu yıkanmaya bile su bulamayacaklar susuzluktan afrikadakiler gibi kuruyacaklar belki de ölecekler ama insanlar bunun onları bekliyen bu sonun farkında değiller farkında olmadıkları içinde ellerindeki suları da bilinçsizce israf etmektedirler ama bir gün yapyıkları yanlışın farkına varacaklar ama bu varımın sonucunda büyük bir hüsran yaşıyacaklar çünkü iş işten çoktan geçmiş olacak Allah tüm kullarını düşünür onların hepsinin iyiliğini ister kişiler kaderlerini kendileri çizer ve cehennemi de cenneti de sözde değil ama yaptıkları eylemlerle kendileri seçerler mutlu olmakta insanın kendi elindedir mutsuz olmakta insan kendi yolunu kendi seçer ve ve ve unutmadan Allah her kulunun onun verdiği nimetler için kendisine şükretmesini ister ve israf yapmamasını ister suyu israf etmeyin günaha girmeyin suyu israf etmeyin su kuyruğuna girmeyinnn….susuzluk susuzluk bizde şuan ramazandayız bende susuzluk yaşıyorum belki de o yüzden susuzlıkla ilgili böle bir yazı yazıyorum insanlar bir şeylerin kıymetini bir şeyleri kaybedince anlarlar o yüzden dünyamız çöl olmadan şu suyun kıymetini anlayalım susuz klmamak için israf yapmayalım israf yapmaktan kaçınalım

9 Eylül 2012
Okunma
bosluk

HIV’li kan için Kızılay’dan açıklama geldi!

HIV’li kan için Kızılay’dan açıklama geldi!

Ajanslardan yansıyan son haberler arasında bir bağışçının verdiği HIV virüslü kan nedeniyle iki kişinin hayatını kaybettiği olay da yer alıyordu. Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar tarafından düzenlenen basın toplantısında olayı üzüntüyle karşıladıklarını belirterek hayatını kaybeden kişilerin ailelerine baş sağlığı diledi. Bazı haber siteleri ve medyanın diğer organlarına yansıyan haberlerde kullanılan “kızılay kanı” tabirine dikkatleri çeken ve kanların kızılayın değil, toplumun kanı olduğunu belirten Akar; bu kanları toplumdan emanet alıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için çalıştıklarının da altını çizdi.

Bağışçılardan alınan kanları ihtiyaç sahiplerine ulaştırırken geçen süreçte oldukça titiz olduklarını ve gerekli tüm prosedürleri dikkatle uyguladıklarını söyleyen Akar, olası riskleri en aza indirmek içinse Güvenli Kan Temini Projesini 2005 yılında hayata geçirdiklerini belirtti. Akar, toplanan kanların tamamen gönüllülük esasına dayandığı da söyledi. Haberlere yansıyan ve iki kişinin ölümüyle sonuçlanan üzücü olayla ilgili açıklamalarına devam eden Ahmet Lütfi Akar, dünyanın en modern tarama testlerini kullandıklarını aktardı.

‘DÜNYANIN EN MODERN TARAMA TESTLERİ KULLANILIYOR’
Kan bankacılığı alanında geliştirilen en son teknolojiyi kullandıklarını ve sırf 2011 yılı içerisinde 49 adet HIV virüslü kan bağışını tespit ettiklerini ve olası bulaşıcı hastalıkların önüne geçtiklerini de belirten Akar, laboratuvar ortamında gerçekleştirilen testlerin her zaman %100 doğru sonuç veremeyeceğinin de altını çizdi. Uygulanan yönetmelik gereği kan bağışı esnasında alınan kanların Hepatit B, Hepatit C, HIV ve Sifilis testlerine sokulduğu ve bu testler yapılmadan kan bağışının gerçekleştirilemeyeceği de alınan diğer bilgiler arasında. Bu meyanda Türk Kızılayı’nın yaşanan olayla ilgili herhangi bir sorumsuzluğu, hatası veya vebalinin olmadığı da belirtildi. Medyanın olayı yersiz olarak şişirerek HIV ile Kızılay’ın ismini yanyana anmasından da rahatsızlık duyulduğu, tarafımıza aktarılan diğer bilgiler arasında.

 

9 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Kaçak Sigara

Kaçak Sigara

 

Kaçak sigaraların artması ve insanların ölüme daha çok yaklaşması üzerine bu yazımı yazma kararı verdim.

Günümüzde sigaralara alınan vergilerin aşırı artması üzerine insanlar maalesef, kaçak sigara yönelmiş durumda, şuan bir sigara tiryakisinin ayda 300 TL ortalama ücretle sigaraya ödediği paraya gözlerimizle şahit olmaktayız.  Sesli chat platformu olarak, sigaraya tamamen karşı olduğumuzu ve asla tavsiye etmediğimizi vurgulamak istiyorum, kaçak sigaranın zararlarına değinmek istiyorum.

KAÇAK SİGARALARIN ZARARLARI

Kaçak sigaraların zararlarına gelirsek, bazı kontrolde olmadığı için ve merdiven altı diye hitap edebileceğimiz kaba tabirle normal sigaradan daha fazla zararlıdır. İçicilere şiddetle içiyorlarsa bile azaltarak, marketle satılan sigaraları içmesini tavsiye ediyoruz. Sigara içerek hem cebinize, hem sağlığınıza zarar vermektesiniz.

SİGARANI NASIL BIRAKIRIM ?

Sigarayı bırakmak için, günümüzde sağlık bakanlığının desteklediği projelerde dahil olmak üzere bir çok yol mevcut. Öncelikle sigarayı bırakmak isteyen bir birey bunu kafasında bitirmeli, daha sonra kafasında bitirdikten sonra bağımlılık hissettirmeyecek yöntemlere yönelmeli.

Sigara içerken şöyle düşünün, ben içemeseydim 1 yıldır ne kadar param olmuştu ? İçtiğim sigaran etrafımdaki insanlar ne kadar zarar gördü, kaç kişi benim yüzümden prestij içici oldu? Bu soruları şayet kendinize sormayı başarabiliyorsanız, sigarayı kolay bırakabilecek bir bireysiniz demektir.

Chat ailesi olarak, sloganımız şu şekildedir. ‘’ Sigaraya son, hayata merhaba’’ umarım bu yazımızla birilerini etkilemişizdir ve sigarayı bırakmasına sebep olmuşuzdur.

31 Aralık 2011
Okunma
bosluk
sohbet, chat sohbet, görüntülü sohbet Son Yazılar FriendFeed