RUMUZ:
 

Nick Yaz Sohbet 'Baglan' a tiklayin ChatEvi.Com

Dewayne Malone


Beth Leon
(devamı…)

Brooke Gates


Cory Frye
(devamı…)

evim iki oda bir İstanbul
üç cephesinden seni görür
biri düşlere bakar
ben hep düşlere çıkardım
asılı ip merdivenlerden
kanatlarım yoktu henüz
çocuktum
o merdivenlerde düştüm
kırlangıçlar büyüttü beni
köşe kapmaca oynadım
misafir gittiÄŸim her masalda
ebesi olduÄŸum oyunlarda
kanatlarım çıktı
uçmayı öğrendim
çatılarda şarkı söylemek için

evim iki oda bir İstanbul
bir kapısı sana açılır
bir kapısı sokağa

benim sokaklarım hep çıkmazdı
birgün öğrendim caddeleri
caddelerde yürümeyi
koşmayı da bilmez, kaçmak sanırdım
güneş beni kovalarken anladım
koşarak geceye varıldığını

sabırsız bir saatte
büyüyünce adımlarım
gitmeleri öğrendim
başka gecelerde konuşmak için

evim iki oda bir İstanbul
dar gelir bana
içine ırmak geçmeyen ev

Acun: Sonsuz uzay içindeki gök varlıklarının tümü, dünya, evren
 AfÅŸar: Eli çabuk, çabuk iÅŸ gören, OÄŸuz Han’ın oÄŸullarından birinin adı Türkmenlerin bir boyunun  adı
 Ağa: Büyük kardeş, ağabey, köy ve kasabalarda büyük toprak sahibi olan varlıklı kimse
 Ağca: Rengi beyaza yakın, beyazca akça,
 Aka: Büyük, saygıdeğer kimse,ağa
 Akabey: Varlıklı kimse, ağa ve bey
 
Akad: Mezopotamya’da kurulmuÅŸ çok eski bir devlet, temiz ad, iyi ad
 Akalp: Ak yiğit, ak er, temiz yiğit
 Akan: Akıp gitmekte olan
 Akant: Beyaz yemin, ak yemin
 Akarca: Akıp giden su, akan su, akarsu
 Akarsel: Akıp giden sel.
 Akata: Temiz ata, namuslu ata, lekesiz ata
 Akay: Parlak ay, aydınlık, ışık ay, dolunay adam, erkek, kuzey Türklerinde erkek çocuklarından büyüğe verilen ad, ağa
 Akba: Sazlık, bataklık, ağba
 Akbaran: Ak güç
 Akbatu: Temiz ve güçlü
 Akbatur: Namuslu ve yiğit
 Akcan: Temiz can
 Akdemir: Dövme demir
 Akdeniz: Ülkemizin güneyindeki deniz
 Aker: Namuslu yiğit
 Akergin: Ak ve olgun
 Akgüç: Namuslu ve güçlü
 Akgün: Aydınlık gün, mutlu gün
 Akhan: Ak soylu han
 Akıman: Eli açık, yiğit, yiğit kimse
 Akın: Düşman ülkelerine yapılan saldırı
 Akınalp: Akın yiğidi
 Akıner: Ekın eri, akın yapan er
 Akıntan: Tan vakti, tanyeri ağarırken yapılan akın
 Akkor: Işık saçan aklığa varıncaya değin ısıtılmış olan, beyaz kor, beyaz ateş
 Akköz: Ak renkte göz, ak kor
 Akman: Lekesiz, temiz kimse, temiz ak, güzel, ak alımlı
 Akmeriç: “Ak gibi Meriç” duru sulu meriç
 Aköz: Özü ak, temiz,
 Akpolat: Ak çelik, Manas Destanı’nda geçen bir ad
 Aksal: “Sal” ile “ak”tan oluÅŸmuÅŸ bir ad
 Aksan: Temiz, lekesiz ün
 Aksel: Beyaz sel
 Akşit: Işıklı yüz, aydınlık yüz, Güneş, gün yüzlü, kutlu, uğurlu
 Aktan: Aydınlık sabah vakti, avlu, evin önündeki açıklık
 Aktaş: Beyaz taş, kireçtaşı
 Akün: Iyi ad, temiz ad, temiz ün
 Alatan: GüneÅŸ’in doÄŸuÅŸundan önceki vakit
 Alaz: Yanan ve ışık veren nesnelerin türlü biçimlerde de uzanan dili, yalaz, yalım alev
 Alçın: Al, kırmızı, kırmızıya çalan küçük bir kuş
 Algan: Ele geçiren, alan, kentleri, ülkeleri ele geçiren
 Algın: Sevdalı, tutkun, aşık, güçlü, dolgun, keskin,güzel
 Alhan: Al renkli prens
 Alkan: Kızıl kan
 Alkım: Yağmur sonu gökte beliren renkli görüntü, gökkuşağı
 Alkın: Korkusuz, yiğit, kızıl kın
 Alkun: El gün, herkes
 Ali: Yüce, yüksek, ulu. Hz. Muhammedin’in damadı, dördüncü halife.
 Alp: Yiğitler yiğidi yiğit, kahraman, bahadır, yürekli, babayiğit
 Alpagut: Mal mülk sahibi, çiftlik sahibi, kurt seçkin yiğit
 Alpağan: Yiğit
 Alparslan: Yiğit arslan, kahraman aslan
 Alpay: Yiğit Ay, yiğit ve Ay gibi güzel
 Alpdemir: Yiğit ve demir gibi
 Alpdoğan: Yiğit ve doğan kuşu gibi, yiğit ve yırtıcı, yiğit doğmuş olan, yiğit doğan
 Alper: Yiğit er, yiğit kişi, babayiğit, yiğit erkek
 Alperen: Yiğit ve ermiş kişi
 Alphan: Yiğit han
 Alpkan: Yiğit, yiğit kanlı, soyca yiğit olan
 Alsan: Ünlen, san, al tanın
 Altan: Kızıl şafak, kızıl tan, altın, Tatar hanlarına verilen bir unvan
 Altaner: Kızıl tan eri, kızıl şafak yiğidi, altın renkli şafak
 Altay: Altın, yüce daÄŸ, Orta Asya’daki Tanrıdağı, TiyanÅŸan DaÄŸları, Asya’da bir Türk budunu
 Altuğ: Al renkli tuğ, kızıl tuğ, kızıl tuğlu
 Altunç: Kızıl tunç
 Altuner: Çok değerli kimse, altın yiğit
 Anı: Yaşanmış olgulardan belleğin sakladığı her türlü iz, bir olguyu anımsatan şey, hatıra
 Anıl: sakin,ağır, amaç, her zaman an
 Ant: Tanrı’yı, kutsal bilinen ÅŸeyleri tanık göstererek yapılan onama ya da yansıma, söz verme
 Aral: Asya’da bir göl, iki ÅŸey arası iki ÅŸey arasındaki göl ya da deniz, sıra daÄŸlar
 Aran: Ova, kuytu, yer, sıcak yer, kışlak
 Aras: DoÄŸu Anadolu’da bir ırmak, Erzurum’a baÄŸlı bir bucak, bulunulmuÅŸ mal
 Arat: Yürekli kişi, yüreklilik
 Arca: Çam, çam ağacı, temiz
 Arda: Sonra gelen, öndekinden sonra, yere dikilen niÅŸan deÄŸneÄŸi, ardıl Meriç Irmağı’nın Edirne yöresinde saÄŸdan aldığı en önemli kolun adı, Arda Çayı, Uygur yazıtlarında da ad olarak geçer.
 Ardıl: Arkadan gelen, sonra gelen (ilk ya da birkaç çocuktan sonra doğan), öncekinden sonra, ardından gelen
 Arhan: Temiz han, temiz yönetici, yiğit han.
 Arı: Katışık olmayan, temiz, çiçeklerden bal yapan, iğnesiyle sokan böcek,
 Arıca: Temizce arı gibi
 Arıcan: Temiz kimse
 Arıkan: Saf kan, temiz kan, soylu kan
 Arman: Dürüst ve temiz kişi
 Arın: Temiz arı, saf, katışıksız, tertemiz ol, arılaş
 Arınç: Erinç, huzur, barış
 Arkan: Arı kan, temiz kan, soylu kan
 Arkın: Arkada, geride olan, ağır, yavaş, sakin dingin
 Arkut: Temiz ve uğurlu arı ve kutlu
 Armağan: Birine karşılıksız olarak verilen ödül
 Arman: İstek, amaç, dürüst, temiz insan, arı insan
 Arol: Arı ol, çalışkan ol
 Arslan: Aslan
 Artun: Kendine güvenen, onurlu, ağırbaşlı
 Artunç: Arı tunç, katışıksız tunç
 Aşkın: Çok, fazla, üstün, üzüm bağ ve asmalarında yeni göğeren dallar, dalların ucundaki yapraksız, meyvesiz uzantılar
 Ata: Baba, dede,soyun büyüğü.
 Atabey: Saygıdeğer kimse, Seçuklular döneminde bir ünvan
 Atacan: Hoşgörüsü olan kimse, babacan
 Atahan: Büyük yönetici, ata durumundaki han
 Atak: Atılgan yiğit, yürekli
 Atakan: Atalardan gelen kan
 Atalay: Benim atam
 Ataman: Ata, ata kişi, başkan bağbuğ
 Atıl: İleri doğru fırla
 Atılgan: Güçlüklerden ve tehlikelerden yılmayarak daima ileriye atılan, girişken, tez canlı
 Atınç: “Sevinç” “Övünç” gibi sözcükler örnekleÅŸerek “atmak” eyleminden yapılmış bir sözcük
 Ayaz: Duru ve dingin havada çıkan kuru soğuk, bulutsuz ve Ay ışıklı gecede Çıkan soğuk
 Aybars: Ay gibi güzel, pars gibi yırtıcı, (Hun İmparatoru Attila’nın amcasının adı)
 Ayberk: Ay kadar güzel olan
 Aybora: Ay kadar güzel, fırtına kadar yıkıcı, Ay ve fırtına
 Aydın: OkumuÅŸ, bilgili görgülü ve aydınlık kimse, ışıklı, parlak, kutlu, uÄŸurlu, aydınlık, Ay ışığı bulunan gece, Ege Bölgesi’nde bir il
 Ayhan: OÄŸuzları oluÅŸturan saÄŸ kol Bozokların inadığı üç gök Tanrısından biri ve OÄŸuz Han’ın oÄŸlu
 Aymete: Ay ve Hun İmparatoru Mete’den oluÅŸmuÅŸ bir ad
 Aypolat: Ay gibi güzel ve polat gibi sağlam
 Aytun: Ay ve gece, Aylı gece
 Aytuna: Ay gibi güzel ve Tuna Irmağı gibi görkemli
 Aytunca: Ay gibi güzel ve Tunca Irmağı gibi görkemli
 Aytunç: Ay gibi güzel ve tunç gibi sağlam
 Azrak: Çok az bulunur, değerli

Bahadır: Yiğit, batur
Balamir: M.Ö. 475 yıllarında Don Irmağı’nı geçerek Rusya’yı alan, Tuna kıyılarına dek dayanan bir Türk hükümdarı
Balkır: Işıl ışıl parıldar, ışık saçar
Baran: Durağanlığı harekete çeviren etken, direnci kıran ya da Direnç doğuran özellik, güç, ulu, yüksek
Baranalp: Güçlü yiğit
Baransel: Güçle ilgili, güçlü sel
Barçın: Süslü ipekli kumaş
Barın: Güç, baran; MoÄŸol döneminde Orta Asyada’ki büyük Türk boylarından birinin adı
Barış: Savaştan ya da dargınlıktan sonra, iki yanın uzlaşması, anlaşması
Barkın: Görmek, gezmek ereğiyle yolculuklar yapan kimse, gezgin
Barlas: İyi savaşa, savaşçı yiğit
Bartu: En eski Türk hanlarından birinin adı
Bartunç: Güçlü tunç
Başar: Gereken biçimde bitir, yapacağın işte başarıya ulaş
Başaran: Yapacağı işte başarıya ulaşan, işi gereken biçimde bitiren Ereğine ulaşan
BaÅŸer: BaÅŸta gelen kimse, baÅŸta gelen er
Başhan: Hanların başı
Batı: GüneÅŸ’in battığı yön
Batıbek: Batı beyi
Batıhan: Batının sultanı, hanı
Batu: Güçlü, yiğit, alp, güneşin battığı yön
Batuhan: Bkz. BatuÄŸhan
Batur: Alp, yiğit, yürekli, bahadır
Baturalp: Yürekli yiğit, yiğitler yiğidi
Baturay: Hem yiÄŸit hem Ay gibi olan
Baybars: Eskiden Türklerin besledikleri bir tür küçük kaplan; çok zengin ve kaplan gibi yiÄŸit Türk Memluk İmparatorluÄŸu’nun dördüncü sultanının adı
Baybora: Hem zengin hem fırtına gibi
Bayhan: Zengin han
Baykal: Yaban atı, MoÄŸolistan’da büyük bir göl, deniz
Baykam: Sağaltman, sağlığa kavuşturan kimse
Baykan: Soylu kimse, zengin ve soylu
Baysal: Kavgası dövüşü olmayan ortamın hali, dirlik düzenlik bolluk durumu
Baysan: Varlıklı ve ünlü
Bediz: Açık, belli, görünen. 2.Süs
Beha: Ender, zor bulunan
Behir: Deniz
Beker: Güçlü, kuvvetli
Bekir: Sabah erken kalkan.
Bektürk: Türk geleneklerine güçlü bir şekilde bağlı olan
Bener: Kendisinin koruyucu olduÄŸuna inanan kiÅŸi
Beran: Koç başı
Berdan: EÅŸitliÄŸi saÄŸlayan kimse
Berge: İz
Bergin: Güçlü, kuvvetli
Berhan: Sağlam, güçlü kan 2.Güçlü komutan
Berk: Sert, sağlam, katı 2.Yıldırım
Berkal: Sağlam, güçlü, sert ol
Berkan: Parıldayış, şakıma
Berkant: Bozulamaz yemin 2.SaÄŸlam, güçlü 3. Orta Asya’da sıradaÄŸlar
Berkay: Güçlü ve ay gibi
Berke: Kamçı, kırbaç
Berker: Güçlü, sağlam erkek
Berkin: Çok kuvvetli 2.Pekiştirilmiş
Berkkan: Geçmişi sağlam olan kimse
Berkman: KiÅŸiliÄŸi saÄŸlam olan kimse
Berksan: Adı, sanı sağlam bilinen
Berksay: Sert kaya
Berktan: Tanyeri gibi güzel ve güçlü
Bertan: Tan yeri gibi güzel ve güçlü kimse
Bilal: Suyla ıslatan; ıslaklık
Bilan: Değerli taşlarla süslenmiş kılıç kemeri
Bilge: Bilgi dağarcığı ile yücelmiş kimse. 2.Göktürk hakanı
Bilgealp: Bilgili ve cesur kiÅŸi
Bilgekağan: Bilgili ve savaşçı kişi
Birant: Yemin, tek ant
Bircan: Yekvücut
Birkan: Aynı kandan, aynı soydan olan
Birol: Bir tane olan
Boğaçhan: Efsaneleşmiş Türk kahramanı. dede Korkut Öykülerinde adı geçen yiğit
Bolat: Çelik gibi sert
Bora: Yağmur getiren fırtınalı sert rüzgar
Borahan: Sert hakan
Boran: Rüzgar şimsek ve gökgürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı
BuÄŸra: Erkek deve
Buğrahan: İlk İslam devletlerini kuran Türk hükümdarlarından bazılarına verilen ad
Bulut: Havadaki su buharının yükselip yoğunlaşmasıyla oluşan su damlacıkları birikintisi
Burak: Hz. Muhammed’in Miraç’da bindiÄŸi atın ismi
Burhan: Bir şeyi ispat etme aracı, kanıt
Burkay: Buruk ay
Büke: Pehlivan 2.Bilgili, zeki kişi 3. Ejderha

Calp: Güçlü
Can: İnsanın kendi varlığı, yaşam, birey kişi, ruh, güç kuvvet
Canberk: Sert kişi, sağlam kişi, canı sağlam
Caner: Yürekten sevilecek kimse
Cankat: “Cana can kat katmak”tan buyruk, ailemize can katasın
Cankut: Kutlu kimse, uÄŸurlu can
Canpolat: Canı polat gibi sağlam, canlı, çelik gibi kimsel
Cantekin: Biricik can, can ÅŸehzade
Ceyhun: Orta Asya’da bir ırmak
Coşku: Olağanüstü bir biçimde kendini gösteren duygu yükselmesi, heyecan

Çaba: Bir işte iyi bir sonuca ulaşmak için harcanan güç
Çağ: Başı ve sonu belli olan ve bir özellik taşıyan, kimi zaman birkaç
Çağan: Mutlu gün, bayram
ÇaÄŸatay: Cengiz Han’ın oÄŸlu
Çağdaş: Aynı zamanda yaşayan, çağımıza uygun, çağımıza yaraşır
Çağıl: Çağ ile ilgili, çakıl
Çağın: Çağda olan, çağa uyan, çağa uygun, çağın olan
Çağlar: Çağıl çağıl akar, çağıldar, çağlayarak akar
Çağlayan: Bir akarsuyun yükseklerden köpürerek düştüğü yer, çavlan
Çağman: Çağdaş kimse, çağın insanı
Çağrı: Birini bir yere çağırma işi, çağırma, yırtıcı bir kuş
Çakır: Doğan ya da atmacaya benzeyen bir avcı kuş, ela gözlü kimse
Çelik: Su verilip sertleştirilen demir, polat
Çetin: Istenilen yola getirilmesi, elde edilmesi zor, güç olan, Kolay olmayan, sert, sarp
Çetinalp: Zorlu ve yiğit, sert yiğit
Çevik: Kolaylıkla, çabuklukla davranan, hareketleri hızlı, canlı
Çınar: Boyu otuz metreyi bulan, uzun yıllar yaşayan, geniş yapraklı ağaç
Çoker: Çok yiğit

Dalan: Dal gibi olan, dal gibi ince yapılı
Demir: Yeraltından çıkarılan, türlü iştekullanılan dayanıklı bir maden, bu madenden yapılmış olan
Demiralp: Demir gibi saÄŸlam yiÄŸit
Demiray: Demir gibi sağlam ve Ay gibi güzel
Demircan: Demir gibi saÄŸlam kimse
Demirhan: Yakut Türklerinden olan Sular arasında tanrı sayılan ve dağ Başlarında oturduğuna inanılan kutsal ruhlardan biri
Demirkan: Sağlam ve güçlü kan
Deniz: Yeryüzünün büyük bölümünü kaplayan çok geniş ve tuzlu su
Denizhan: Ünlü OÄŸuz Destanı’na göre, OÄŸuz Han’ın altı çocuÄŸundan En küçüğü, eski Türklerin inanışına göre doÄŸa tanrılarından biri
Deren: Tırmık da denilen bir tarım aracı; ekini biçip toplayan, derleyen
Derin: Dibi, yüzeyin ya da ağzından uzak olan, çok içten gelen ve içe işleyen kendi türünde son derecesine ulaşmış, derinliği olan
Devrim: Kısa zaman içinde gerçekleştirilen ve olumlu yönde önemli niteliksel Değişimlere yol açan haraket
Dikmen: Koni biçiminde sivri tepe, dağların en yüksek yeri, doruk, dik, Yerdeki orman, yayla, dikilerek oluşturulan ağaçlık, çam ve başka Ağaçların gövdeleri, dik olan yer
Dilmen: Dil bilen kimse, dilci
Dinç: Sağlık durumu iyi, güçlü, gücü yerinde, canlı
Dinçalp: Güçlü yiğit, güçlü ve yiğit
Dinçer: Güçlü er, güçlü kimse
Dinçerk: Güçlü kuvvetli kişi
Dinçtürk: Sağlıklı, sağlam Türk, güçlü Türk
Diren: Karşı koy, dayan, harmanda sapları yaymaya yarayan, uzun çatallı, ağaçtan yapılmış bir tarım aracı
Dirlik: Düzen içinde mutlu yaşam, mutluluk, sevinç, iyi geçinme, erinç
Doğa: Kendiliğinden var olan, canlı, ve cansız nesnelerden oluşan, Kendini sürekli olarak değiştiren varlığın tümü, tabiat
Doğan: Küçük kuşlarla beslenen, ava alıştırılarak kuş avında kullanılan, Akdoğan, çakırdoğan, aladoğan gibi türleri olan bir kuş, şahin
DoÄŸanalp: Åžahin ve yiÄŸit yiÄŸit kimse
Doğanay: Ayın ilk günlerinde Ay, yeni Ay (ayın ilk günleri doğan çocuklara verilir
DoÄŸu: GüneÅŸ’in doÄŸduÄŸu yönden
DoÄŸuer: DoÄŸu yiÄŸidi
Doğuş: Doğma, doğma biçimi, yaradılış
Dolun: Dolgun, dolarak biçimi yuvarlaklaşmış, ayın ondördü
Dolunay: YuvarlaklaÅŸmış ay, dolgunlaÅŸmış Ay, Ay’ın on dördü Çok güzel kimse, Ay gibi kimse
Dora: Doruk
Doruk: Dağların, tepelerin en yüksek noktası, tepe
Durukan: Temiz kan, saf kan
Durul: BerraklaÅŸ
Ediz: Değerli, ulu, yüce, yüksek
Efe: Özellikle Batı Anadolu yiğidi, yiğit, zeybek, ağa, ağabey, kabadayı
Efekan: YiÄŸit bir soydan gelen
Ege: Ulu, büyük, Türkiye ile Yunanistan arasındaki denizin adı
Egemen: Yönetimini kendi gücüyle, dışardan denetime bağlı kalmadan Sürdüren, üstün, sözünü, geçiren
Ekin: Tahılın tohum olarak tarlaya atıldığı andan başlayarak harman Oluncaya değin aldığı duruma verilen ad
Emre: Dost, arkadaÅŸ, sevdalı, tutkun, ünlü, Türk ozanı Yunus’un adlarından biri
Engin: Yüksek olmayan, düzey bakımından düşük, denizin, karasularından Uzakta bulunan geniş bölümü, ucu bucağı görünmeyecek denli geniş
Eralkan: Al kanlı yiğit
Eralp: YiÄŸit erkek, yiÄŸit kimse, yiÄŸitler yiÄŸidi,
Eraltay: Altay dağlarından gelmiş yiğit
Eray: Ay gibi yiÄŸit
Erberk: SaÄŸlam, yiÄŸit, sert yiÄŸit
Erbuğ: Yiğitler başı, komutan
ErdaÄŸ: DaÄŸ gibi er, daÄŸ gibi yiÄŸit
Erdem: İyiliksever, acıma, alçakgönüllülük gibi övgüye değer niteliklerin genel adı
Erdin: Ereğine ulaştın; Tanrı yolunda ermiş duruma geldin, olgunlaştın Yetiştin
Erdinç: Dinç yiğit
Erek: Ulaşılmak istenen, ardından koşulan şey, amaç, erişilmek İstenen sonuç
Erez: Buğday ve arpa tarlalarında yetişen deliceotu da denilen bir bitki
Ergin: Olmuş, olgunlaşmış yetişmiş
Ergün: Erken doğan güneş, yumuşak, uysal, sulu sepken, sulu kar
Erim: Bir şeyin erişebileceği uzaklık, muştu, iyi bir şeye işaret olan durum, sevgi
Erinç: Mutluluk içinde yaşama, dirlik
Eriz: YiÄŸidiz, erkeÄŸiz, er izi, er yolu
Erk: Yaptırma gücü, güç sözü geçerlilik
Erke: İşe çevrilebilen güç,
Erkmen: Güçlü kimse, güçlü erkek, sözü geçen kimse
Erkut: UÄŸur getiren yiÄŸit, uÄŸurlu yiÄŸit
Erman: Er kiÅŸi, yiÄŸit kiÅŸi
Erol: YiÄŸit ol, erkek ol, er ol
Ersan: Yiğit ünlü, er sanlı
Ersin: “yiÄŸitsin” “erkeksin” eriÅŸsin, ulaÅŸsın, geliÅŸsin, yetiÅŸsin, olgunlaÅŸsın
Ertan: GüneÅŸ’in doÄŸma zamanından az önce, ÅŸafaktan önce
Ertaylan: YiÄŸit ve uzun boylu kimse
Erte: Sonraki, gün; şafak sökme zamanı; herhangi bir işteki ilk başarı
Ertekin: YiÄŸit ve tek, yiÄŸit ve biricik, biricik yiÄŸit, yiÄŸit prens.
Erten: Erkek tenli
Ertürk: Yiğit Türk, erkek Türk
Erün: Yiğit diye tanınan, ünlü yiğit
EryiÄŸit: YiÄŸit erkek
Esen: Hiçbir sayrılığı, hiçbir sakatlığı olmayan, sağlık ve mutluluk içinde olan sağlıklı
Esener: Sağlıklı yiğit
Esentürk: Sağlıklı Türk
Eser: Yel, sert esen yel; esme iÅŸini yapar, esinti olur yel olur
Esmen: Esen yel gibi kimse
Eti: M.Ö. 1900-1200 yılları arasında Anadolu’da büyük bir Uygarlık kurmuÅŸ olan Orta Asyalı bir ulus
Evre: Bir olayda birbiri ardınca gelen değişik durumların Her biri, alınan yol aşama
Evren: Var olan her şey, bütün varlıkların oluşturduğu bütün, kainat, dünya
Evrim: Ağır ağır ve kendiliğinden olan değişim, kendiliğinden gelişme
Ezgü: İyi kimse

Fatih: Fetheden
Ferdi: Bireysel, tek başına.
Ferhan: Sevinç, neşe. İyi haber karşısında verilen ödül. Güçlükleri aşıp bir yeri ele geçirme.
Feridun: Tek başına, eşsiz.
Ferit: Sıralanmış inci taneleri. Tek başına. Emsalsiz.
Feyyaz: Berekeli, gür, verimli. Eli açık.
Fırat: Bir nehir adı. Türkiye’den geçip Basra’ya dökülür.
Furkan: İyi ile kötü, doğru ile yanlış arasındaki herşeyi gösteren.

Gediz : Su birikintisi, gölcük, Ege Bölgesi’nde bir akarsu; adını bu akarsudan alan bir ilçe
Gencer: Delikanlı, genç yiğit bkz. Gençer
Genç: Yaşı ilerlememiş olan, yaşlı olmayan, canlı, dinç
Gençalp: Genç yiğit
Gençer: Delikanlı, genç yiğit
Geray: Açık maviye yakın, gök rengindeki Ay
Giray: Uygun, yaraşır, eski Kırım hanlarının ünvanı
Girgin: Herkesle çabucak ahbaplık, yakınlık kurabilen, sokulgan kimse
Göğen: Gök, mavi, yeşillik
Gökalp: Gök gözlü yiğit
Gökay: Mavi Ay; gökyüzündeki ay
Gökberk: Mavi ve gözlü ve sert
Gökdeniz: Mavi deniz
Göker: Gökyüzünün yiğidi, gök yüzlü erkek, mavi gözlü kimse
Gökhan: OÄŸuz Han’ın oÄŸlu
Gökmen: Mavi gözlü ve sarışın kimse
Göksagun: Mavi gözlü hekim
Göksel: Gökyüzüyle ilgili
Göktan: Mavi şafak, mavi tan
Göktuna: Mavi Tuna
Göktunç: Mavi gözlü ve tunç gibi
Göktürk: 552-745 yılları arasında Orta Asya’da hüküm süren, Bumin Han’ca kurulmuÅŸ olan Türk devleti ve bu devletin halkından olan kimse
Gönen: Mutlu ol, sevin
Gönenç: Varlık, bolluk, mutluluk, sevinç
Görkem: Gösteriş, görünüş, gürbüz, iyi gelişmiş, göz alıcı ve gösterişli olma hali, göz alıcılık, gösterişlilik
Görkmen: Alımlı, yakışıklı yiğit, görkemli erkek
Güçhan: Çetin han, güçlü han
Güçkan: Güçlü soydan olan kimse
Güçlü: Dayanıklı, zorlu, gücü olan, kuvvetli, sözü geçer
Güçlüer: Dayanıklı, zorlu yiğit, güçlü yiğit, sözü geçer yiğit
Güçlütürk: Dayanıklı, zorlu Türk, kuvvetli Türk
Gültekin: Tek gül, biricik gül, gül gibi güzel ve tek, gül şehzadesi
Gün: GüneÅŸ’in yeryüzüne saçtığı ışık, gündüz, güneÅŸ
Günal: Kırmızı Güneş, al Güneş
Günalp: Güneş gibi ve yiğit
Günay: Güneş ve ay, güneş gören yer, güney
Günberk: Güneş gibi yakıcı ve sert
Günce: Gün’e benzeyen, günü gününe tutulan, anıların yazıldığı defter
Gündoğan: (Güneş doğarken doğan çocuklara konulan adlardan) Doğan güneş, doğan gün

Hakan: Eskiden Türk imparatorlarına verilen unvan. Kağan
Hansoy: Han soylu, bey soyundan gelen
Heper: Bütünüyle yiğit, hep yiğit, her zaman yiğit
Hınçal: Öcünü onda koyma, öcünü al, öç al

Ilgar: Akın
Ilgaz: Çankırı-Kastamonu arasında, Batı Karadeniz Bölgesi’nin en yüksek daÄŸlar topluluÄŸu
Işın: Bir ışık kaynağından çıkan ve uzayıp giden ışık çizgisi
Işıner: Işın saçan yiğit
Işıt: (Işımak”tan buyruk) ışık ver, aydınlat
Işıtan: Aydınlatan, ışık veren
Işkın: Ağaçta yeni sürmüş dal, ince ve taze kal su

İçöz : İçi özü olan
İlbay: Bir ilin, bir obanın yöneticisi
İlbey: Ülkenin beyi, Orhan Gazi döneminde bir salla Rumeli’ye geçen Türk savaşçılarından, Rumeli de bir çok yeri alan kiÅŸi
İlbilge: Ülkenin, yurdun bilgesi
İldeniz: Ülkenin, yurdun denizi
İlkan: İran’da İlhanlılardan sonra kendi adıyla bir devlet kuran Türk
İlke: (İlk çocuk için) kendisinden vazgeçilmeyecek ana düşünce, Uyulması gereken davranış kuralı
İlker: (Doğan ilk erkek çocuk için) birinci yiğit, ilk yiğit, ilk erkek
İlkut: Kutlu ülke, kutlu yurt
İltan:Ülkenin ışığı
İltay: Ülkenin yavrusu, çocuğu
İltekin: Ülkenin şehzadesi
İlter: Yurdu koruyan, yurdu savunan, yurdu kayıran, ülkesever, yurtsever
İlteriş: Ülkeyi derleyip topralayan
İmge: Düş, görüntü, tasarım
İmre: Dost, arkadaş, ağabey
İmren: (“İmrenmek”ten buyruk) beÄŸenilen bir ÅŸeyin benzerini edinme İsteÄŸi, imrenme
İnal: Güvenilir arkadaş, inanılır kimse, dost, inanca veren, inanılan, şehzade, prens, han
İrtek: Erken doğan, er doğmuş

Jerfi : Derinlik

KaÄŸan: Hanlar hanı, hakan, han, Orta Asya’da eskiden MoÄŸol İmparatorlarına verilen unvan, İmparator
Kanat: Kuşların ve uçucu böceklerin uçmalarını sağlayan organları
Kandemir: Sağlam kan, kanı sağlam olan kimse, sağlam demir
Kaner: Kanlı yiğit
Kansu: Çerkez Memluk beyi, Çin’de bir il, Memluk Sultanlığının son Çerkez Sultanı
Kaplan: Hindistan ve Afrika ormanlarında yaşayan, aslan büyüklüğünde, Postu çizgili, kedigillerden yırtıcı, güçlü bir hayvan
Kapkın: Ansızın yakalayıp alabilen, ısırıp parçalayan, hemen kapan, alan, kapgın, kapan
Karaca: Geyik türünden, boynuzları küçük ve çatallı bir av hayvanı, Dağ keçisi, yaban keçisi, eti yenen bir kuş, (mecaz olarak)
Karan: Karanlık
Kartal: Kızıl kara tüylü, güçlü kıvırcık gagalı, iri ve güçlü, yıryıcı bir kuş
Kaya: Büyük ve sert taş kütlesi, pek sert
Kayatürk: Kaya gibi sağlam ve sert Türk
Kayı: Osmanlıların kökeni olan Oğuz boylarından birinin adı, sağlam, sert, güçlü, sağanak, bora
Kayıhan: Güçlü kağan, sert han, sağlam han
Kayra: Tanrı yardımı; Tanrı’dan ya da büyük bir kimseden gelen iyilik, kayırma, yardım, destek
Keskin: Çok kesici, iyi keser, çok sert, çok etkili
Kıraç: Su bulunmayan toprak, kurak toprak, verimsiz toprak
Kıvanç: Mutlu bir olgudan duyulan şey, sevinç öğünç
Koçer: Koç yiğit, yiğitler yiğidi
Koçhan: Yiğit kağan
Konur: Kumral, kestanerengi, açık sarı, boz ile sarı arası, (renk) süslü, çalımlı, kimseyi beğenmeyen, gururlu, kahraman, yiğit
Konuralp: YiÄŸitler yiÄŸidi, onurlu yiÄŸit
Kor: İyice yanarak içine, özüne değin ateş olmuş kömür ya da odun parçası, (mecaz olarak) kıpkırmızı
Koralp: Kor gibi, kor ateÅŸ gibi yiÄŸit
Koray: Kor gibi kızarmış ay, kıpkırmızı ay
Korcan: Kor ateÅŸ gibi kimse
Korel: Kor ateÅŸ durumuna gelmiÅŸ el
Korer: Kızıl ateş gibi yiğit, kor gibi erkek
Korkmaz: Hiçbirşeyden çekinmeyen, yiğit, yürekli
Korkut: Dedem Korkut öykülerinin anlatıcısı sayılan kiÅŸinin adından; “korkutmak”tan buyruk
Köksal: “Yerinden kolayca oynatılamayacak durumda yerleÅŸ!”kökünü derinlemesine sal” “kökleÅŸ yerleÅŸ” anlamında buyruk
Kubilay: Çin’de “Yu-An” adıyla yeni bir hanedanlık kuran MoÄŸol İmparatoru, Kubilay Han
Kunt: Sağlam yapılı, sağlıklı, dayanıklı, kalın, sert
Kunter: Sağlam yapılı yiğit, sert yiğit
Kurt: Sürülere saldıran, köpek türünden yırtıcı, yabanıl hayvan (mecaz olarak) işini iyi bilen, aldanmaz
Kurtuluş: Tehlikeli ve kötü bir durumdan kurtulma
Kutay: Iyilik getiren Ay, uÄŸurlu Ay, kutlu ay, kutlu ve ay gibi
Kuter: Iyilik getiren yiÄŸit, kutlu yiÄŸit
Kutlay: UÄŸurlu Ay, kutlu Ay
Kutlu: Iyilik, uğur getirdiğine inanılan, uğurlu kutsal
Kutsal: Tapınılacak ya da uğrunda can verilecek denli sevilen; Dokunulmaması gereken; uğur getirdiğine inanılan Uğurlu, kutlu
Kutsay: UÄŸurlu say
Kuzey: Sağını doğuya, solunu batıya veren bir kimsenin tam karşısına düşen yön

Lacin: Bir cins ÅŸahin – Sarp, yalçın
Lami: Sert, çatık kaslı veya Aslan
Lema: Herseye gücü yeten
Lemi: Becerikli, atılgan
Levent: Dünya,varlık

Malkoç: Ünlü bir akıncı soy olan MalkoçoÄŸullarının atası Malkoç Mustafa Bey’in adından
Meriç: Bulgaristan’dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleÅŸtikten sonra Türk-Yunan sınırları boyunca akraka Enez yakınlarında Ege Denizi’ne dökülen ırmak
Meriçtan: Meriç Irmağı’nın ÅŸafağı, Meriç kıyısındaki sabah vakti
Mert: Sözünün eri; yiğit bahadır, batur
Merter: Sözünün eri; yiğit
Mertkal: Her zaman mert olarak yaÅŸa
Mertol: Sözünün eri ol, yiğit ol
Mete: Hun Türklerinin büyük hakanı, babası Teoman’ı öldürerek yerine geçti. (M.Ö. 209), otuz beÅŸ yıl Hun tahtında kaldı, OÄŸuz Han olarak da bilinir MoÄŸol MoÄŸolistan halkından. MoÄŸollar Orta Asya’da bir kavimdi; çok eski ÇaÄŸlarda Türklerle aynı kavimdendi. Cengiz Han’ın kurduÄŸu MoÄŸol İmparatorluÄŸu tarihte ünlüdür.
Mutlu: Bütün istek ve özlemlerine kavuşmuş olan, mesut
Müren: Dereden büyük akarsu, çay, ırmak moran

Nart: Yürekli, yiğit
Nayman: Sekiz; Batı MoÄŸolistan’da yaÅŸayan ve sekiz oymaktan oluÅŸan Türk TopluluÄŸu
Nogay: 1280-1299 yılları arasında Tuna ve Dobruca Tarlalarının başı olarak saltanat süren, Hulagu Han’ca öldürülen kiÅŸi, Nogay Han
Noyan: Ordular komutanı, başkomutan, soylu kişi
Nurkut: Aydınlık sal, ışık ver
Nursal: Aydınlık Sal, ışık ver
Nuyan: Soylu kiÅŸi, noyan

Odil: O tatlı dil
Olca: Savaşta ele geçirilen mal
Olcay: Rastlantıları düzenlediği, böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih
Olgaç: Olgunlaşmış, yetişmiş, bilen, bilgili
Oluş: Olma biçimi, var oluş
Omay: BeÄŸenilen, sevilen
Ongu: Onmuş olma durumu, sağlık, mutluluk
Onur: Kişinin kendi öz saygısı, iç değeri, insanın kendine olan saygısı kibir çalım kurum
Onuray: Onurlu ve Ay gibi güzel
Oray: Kent üstüne doğan, Ay, kentli Ay
Oskay: Neşeli, şen, sevinçli
Oytun: Kuytu yer, beğenilen, güzel kuytu yer, kendisinde kutsallık bulunan, kutsal

Öcal: Sana yapılan kötülüğün acısını çıkar, öcünü al
Ödül: İyi bir işe, bir başarıya karşılık olarak verilen armağan
Öğün: (“Övünmek’ten buyruk) kendi kendini öv, kendi kendini yücelt, övün
Öğünç: Övünülecek şey, kıvanç, övünç
Öke: Olağanüstü yetenekleri olan kimse, dahi
Ökmen: Akıllı, zeki
Öktem: Yürekli, yiğit, güçlü, görkemli; ünlü
Ökten: Güçlü, yiğit
Önal: Önce davran, başa geç
Önalan: Önce davranan, önde giden, başa geçen
Öncel: Birine göre kendinden, önce gelen, selef; yol açan, yol gösteren
Öncü: Önder, yol gösteren, önde giden, bir işte yol açan
Öncüer: Önde giden yiğit, öncülük eden yiğit
Önder: Yol gösterici, kılavuz; büyük bir işte, toplumsal bir olguda önde giden, kendine başkalarını uyduran ve onları yöneten kimse, şef, lider
Önel: Bir işin yapılması için verilen süre
Öner: Önde gelen yiğit önde giden erkek
Över: Bir kimsenin ya da bir şeyin iyiliklerini söyleyebilerek onun Değerini belirtir.
Övgü: Övmek için söylenen güzel söz, övme
Övün: Kendi kendini öv, kendini yücelt
Övül: Başkasınca beğenil ve iyiliklerin söylensin
Övünç: Bir niteliği nedeniyle övünme işi, sevinme, sevinç, kıvanç
Özay: Özü Ay gibi
Özbek: Yürekli, doÄŸru, namuslu; Orta Asya’da yaÅŸayan bir Türk boyu, Bu boydan kimse
Özberk: Özü sert, özü sağlam
Özcan: Bir kimsenin kendi öz canı olan
Özdilek: İçten dilenen şey, içsel dilek
Özdoğa: Özce doğaya benzeyen kimse
Özel: Yalnız bir tek şeye, bir ereğe ya da kimseye ayrılmış olan; her Vakit görülenden ayrı, alışılmıştan, olağandan ayrı
Özen: Bir şeyi elden geldiğince iyi yapmaya çalışma, özenme
Özenç: Bir şeyi elden geldiğince iyi yapmaya çalışma işi, özenme işi, özen
Özer: Özü yiğit, özce erkek, yiğit
Özerk: Kendi kendini yöneten
Özgen: Yapıp ettiklerinden hiç kimseye karşı sorumlu olmayan, özgür
Özgü: Belli bir şeyde ya da kimsede bulunan, başkasında olmayan
Özgül: Pözü gül kimse; özellikle bir türle ilgili olan, o türe özgü olan
Özgün: Hiç kimseye benzemeyen
Özgür: Başkasının kölesi olmayan, eyleminde kimseye hesap vermeyen, hür
Özinal: Özü inanç verici
Özinan: Özü inandırıcı
Özkan: Soylu kan
Özler: Göreceği gelir, hasret çeker
Özmen: Özlü kimse, içten kimse
Özok: Özü ok gibi doğru kimse, doğru özlü kimse
Özol: Bir şeyin en güçlü bölümü ol, özü ol
Özsel: Özü sel gibi olan, kimse; içle ilgili, içsel
Özsoy: Özü temiz, soylu kimse
Öztan: Gerçek şafakn
Öztekin: Biricik kimse, benzeri olmayan kimse; öz şehzade, tam bir şehzade
Öztuna: Gerçek Tuna Irmağı
Öztunç: Tunç gibi sağlam kimse, özü tunç
Öztürk: Gerçek Türk; özü Türk, öz Türk

Pamir: Orta Asya’da yükseltilerle dolu kütle, yayla
Par: Çeşme; bahçe, gül bahçesi, alev
Pars: Etoburlardan, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, Yırtıcı bir hayvan
Pasin: Eski bir Türk oymağını adı
Pekcan: Sağlam, dayanıklı can; güçlü can; çok cana yakın
Peker: Sert yiğit, sağlam, dayanıklı yiğit, sıkı yiğit, çok yiğit, pek yiğit
Pekin: KuÅŸkuya yer olmayacak denli kesin
Pekiner: Pek yiÄŸit, kuÅŸkuya yer olmayacak denli yiÄŸit
Pekşen: Çok şen
Perk: Sağlam, güçlü, sert, berk
Polat: Sertleştirilmiş demir, su verilmiş demir, çelik; çelik gibi sert
Polatalp: Çelik yiğit
Polathan: Çelik gibi sert han, çelik kağan
Polatkan: Çelik kan, sağlam kan
Pusat: Zırh ve korunma araçlarının genel adı; silah

Raci: Sezgi, anlayış, dikkat
Rasin: Beyaz ay,dolunay
Rasit: Dürüst, güvenilir
Refik: Yüce,ulu
Reha: Candan, cana yakın
Renan: Kızıl kan
Resat: Kahraman, cesur, savasçi
Resit: Yigit,cesur
Rusen: Sabah günes dogarkenki zaman
Rüçhan: Orta Asya’da Tanri dağı,bir Türk boyu

Sağcan: Sağlıklı can, sağlıklı kimse
Sağun: Saygıdeğer, kutsal kimse; hekim, doktor
Sağlam: Dayanıklı, kolay bozulmaz; yıkılmaz; zarar görmemiş, bozulmamış; güvenilir, dürüst
Salgır: Akarsu
Salman: Özgür, hiç kimsenin kölesi olmayan
Saltuk: Kendi başına bir varlığı olan; DoÄŸu Anadolu’da kurulan
Sanal: Ün kazan, ünlü ol
Sanalp: Ünlü yiğit
Sanberk: Ünü sağlam
Sancar: Eski Türk adlarından; kısa kama
Sançar: Sancar
Saner: Ünlü yiğit, tanınmış kimse
Sanlı: Çok tanınmış, herkesçe bilinenen, ünlü
Saran: Çevresini kuşatan, çevreleyen; kollarının arasına alan; hoşa giden, beğenilen Sargın insanı saran, çeken, çekici; sevimli; candan, içten, yürekten, tutkun, istekli
Sarp: Geçilmesi, çıkılması güç, çok dik
Sarper: Dikbaşlı yiğit, sarp yiğit
Sarphan: Sarp kaÄŸan
Saruhan: Sarı kaÄŸan, sarı han; Saruhan, Selçuk uçbeylerindendi, Manisa’yı alarak Saruhanlı BeyliÄŸi’ni kurmuÅŸtu
Savaş: Birbirine düşman iki ordunun çarpışması, silahlı eylem
Saygın: Saygı gösterilen, güvenilir olan, saygı gören
Sayhan: Saygı gösteren kağan
Sayıl: Kendini saydır, saygı gör, önemsen
Seçen: Iyiyi kötüden ayıran, seçme işini yapan kimse
Seçkin: Seçilerek en iyi diye ayrılan; benzerleri arasında göze çarpan; seçilmiş
Seçkiner: Herkesçe beğenilen yiğit
Sel: Sürekli yağmurlardan ya da eriyen karlardan oluşarak önüne Gelen herşeyi alıp götüren taşkın su
Selçuk: Küçük sel; tezcanlı, evecen, hızlı; Selçuklulara adını veren Sultan Selçuk’tan
Sencer: Halden bilen kimse; kale, hisar; Çağatay hanlarından birinin adı
Sener: Sen yiÄŸitsin
Seren: “sermek” eylemini yapan; gemilerde yelken direÄŸi
Sergen: SergilenmiÅŸ olan, sergi; raf
Sert: Kesilmesi, kırılması, çizilmesi ya da çiğnenmesi güç olan; hoşgörüsüz
Seyhan: Çukurova’da Adana’dan geçerek Akdeniz’e dökülen büyük ırmak
Seyhun: Orta Asya’da bir ırmak
Sezgin: Sezme yeteneÄŸi olan kimse, sezici
Somer: Katışıksız yiğit, tam yiğit
Sona: Bir tür ördek, suna; artık ondan sonrası olmayan, sona gelen; (mecaz olarak) son çocuk
Sonay: Artık ondan sonrası olmayan Ay; (mecaz olarak) son çocuk
Soner: Artık ondan sonrası olmayan yiğit; (mecaz olarak) son erkek Çocuk, son yiğit
Sorkun: Bir tür söğüt
Soydan: Soylu, iyi bir soydan gelen
Soyer: Soyu er, soyu yiÄŸit, soylu yiÄŸit
Soyhan: Soyu han olan, kaÄŸan soylu
Soykan: Soylu kan
Soylu: Öteden beri temiz tanınmış, bir aileden olan, soyu temiz olan
Sökmen: Selçuklular çağında Hasankeyf Artuklu BeyliÄŸi’ni kuran
Sönmez: Sürekli olarak yanar, hiç sönmeden yanar
Sözen: Iyi ve güzel konuşan kimse
Sözer: Iyi ve güzel konuşan yiğit; sözünün eri kimse
Süalp: Asker yiğit
Süer: Er yiğit, yürekli kişi, asker yiğit
Sümer: AÅŸağı Mezopotamya’da bir bölge Sümer ülkesi; M.Ö. 400 Yıllarında bu bölgede devlet kuran bir türk kavmi
Şahin: Küçük kuşlarla beslenen, eğitilerek kuş avında kullanılan, yırtıcı bir kuş sınıfı ve bu sınıftan bir kuş, doğan
Åžahinalp: Åžahin gibi yiÄŸit
Åžahiner: Åžahin gibi yiÄŸit
Şan: İyi tanınma, ün
Şanal: Adın her yanda duyulsun, ünün yaygınlaşsın, iyi ün sahibi ol
Şanlı: Ünü yaygın, ünlü, iyi ün sahibi
Şanlıbay: İyi ün sahibi ve varsıl kimse
Şansal: Adını, şanını her yana duyur, şan ver
Şanver: Ünün, şanın her yana yayılsın
Şaylan: Kendini öven, övüngen; neşe saçan, sevinçli; ince, incelikli, nazik
Şen: Yaşamından memnunluğunu davranışlarıyla gösteren, bunu çevresindekilere de yayan kimse, neşeli
Åžener: NeÅŸeli yiÄŸit, ÅŸen yiÄŸit, ÅŸen erkek
Åženol: Her zaman neÅŸeli ol
Åžensoy: Soyu ÅŸen kimse, ÅŸen soydan
Şimşek: Çok bulutlu, yağmurlu havalarda, buluttan buluta ya da yere elektrik boşalırken oluşan, kırık çizgi biçimindeki çok yoğun elektrik akımı; (mecaz olarak) çok hızlı kimse
Şölen: Eğlenmek ya da bir güzel olayı kutlamak için yapı

TaÄŸalp: DaÄŸ gibi yiÄŸit
Talas: Yelin kaldırdığı toz; kasırga, fırtına
Talay: Dal gibi ince, Ay gibi güzel; çok büyük göl, deniz
Talaz: Dalga, kasırga, fırtına.bkz. Talas
Talu: İyi, güzel, seçilmiş, seçkin
Tamar: Bkz. Damar
Tamay: Dolunay, ay’ın dolgun durumu
Tamer: Bütünüyle yiğit, tam yiğit
Tamerk: Tam güçlü, özerk
Tan: GüneÅŸ’in doÄŸmasından önceki zaman, ÅŸafak
Tanalp: Şafak gibi aydınlık ve yiğit; şafak yiğidi
Tanay: Åžafak kızıllığının Ay’ı, ÅŸafak vaktinin Ay’ı
Tanberk: Şafak gibi aydınlık ve sağlam kimse
Tanbey: Åžafak beyi, ÅŸafak vaktinin beyi
Taner: Şafak gibi aydınlık ve yiğit; şafak yiğidi
Tanerk: Şafak gücü; güçlü şafak
Tangör: Şafağın doğuşunu gör
Tanıl: Herkesçe bilin, ünlen, tanın
Tanju: Yücelik, ululuk, Çinlilerin Türk hakanlarına verdiği unvan, Kağan, hakan, hükümdar. Bkz Tanyu
Tankut: UÄŸurlu ÅŸafak vakti; ÅŸafak uÄŸuru; kutlu ÅŸafak
Tansel: Åžafak vaktinin seli
Tansoy: Şafak gibi güzel soydan kimse
Tansu: Şaşkınlık verecek denli güzel şe, olağanüstü şey, insanları Hayran eden ve doğaüstü sayılan olay, mucize
Tanyel: Åžafak vaktinin yeli
Tanyer: Şafağın doğduğu yer
Taran: Tarla, geniÅŸ toprak, geniÅŸ yer
Tarhan: Soylu kimse, bey varsıl kimse
Tarkan: Eskiden bey, vezir gibi kullanılmış bir san; saygıdeğer kimse; Dağılmış bir durumda olan, karmakarışık, dağınık
Taşan: Yükselerek bulunduğu yerin kıyısından aşan, kabına sığmayan
Taşar: Kabına sığmaz, coşar, coşkun
Taşkın: Taşmış bir durumda olan, coşkun; su baskını
Taylan: Uzun boylu ve yakışıklı kimse
Tekant: Tek yemin
Tekay: Biricik Ay,
Tekin: Bir tane, biricik, bir benzeri daha olmayan; beyoÄŸlu, yiÄŸit ÅŸehzade
Teoman: Hun İmparatoru Mete’nin, yani OÄŸuz Han’ın babası
Tınaz: Ot ya da saman yığını; ekin yığını, yığı
Timuçin: Büyük MoÄŸol İmaparatorluÄŸu’nun kurucusu Cengiz’in asıl adı
Timur: Demir; Timurlenk, aksak timur da denilen ünlü Türk-MoÄŸol İmparatoru, yıldırım Beyazıt’ tutsak eden kimse
Tokcan: DoymuÅŸ kimse
Toker: Gözü gönlü tok yiğit
Tolga: Savaşta askerlerin başlarına giydikleri demirden yapılmış koruyucu başlık
Tolonay: Dolunay, Ay’ın on dördündeki durumu
Tolun: Dolgun, dolun, bedir
Tonguç: Ilk çocuk; çocuk
Toprak: Toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla çürümüş organik Cisimlerden oluşan ve üzerindeki bütün canlılara yaşama ortamı sağlayan madde; kara; ülke, yurt; topraktan yapılmış
Toros: Anadolu’nun güneyinde, Akdeniz boyunca uzanan ünlü sıradaÄŸ
Toygar: çayırkuşu, tarlakuşu, torgay, turgay
Tuna: Karaormanlardan doÄŸup Karadeniz’e dökülen, Abrupa’nın Volga’dan sonra en uzun ırmağı
Tunacan: Sevgili Tuna, can Tuna
Tuncel: Tunçtan yapılmış el
Tuncer: Tunçtan yiğit, tunç gibi sağlam yiğit
Tunç: Bakır, çinko ve kalayın karışımından oluşan, pirince Benzeyen koyu kızıl alaşım
Tunga: Alper Tunga adlı söylence yiğidinin adından biri; yiğit, güçlü; Kaplan türünden yırtıcı bir hayvan
Tutku: Bir şeye karşı duyulan aşırı istek eğilim
Türkcan: Can türk, sevgili Türk
Türker: Yiğit Türk, er Türk
Türkmen: Oğuz Türklerinin bir kolu ve bu koldan olan kimse
Uca: Ulu, yüce, yüksek, erişilmez
Uğur: İnsana iyilik getirdiğine inanılan doğaüstü güç ya da bir iyiliğin muştucusu sayılan herhangi bir belirti; iyilik kaynağı olan şey
UÄŸuralp: UÄŸurlu yiÄŸit
UlaÅŸ: (“Varmak, ardından koÅŸup yetiÅŸmek” anlamına gelen “ulaÅŸmak”tan Buyruk) yetiÅŸ, eriÅŸ
Ulu: Çok büyük erdemleri olan, yüce; erişilmez derecede yüksek ve büyük;
Ulualp: Yüce yiğit, ulu yiğit
Ulubay: Yüce ve zengin kimse
Uluhan: Yüce kağan
Umay: Hint Okyanusu adalarında bulunan güvercin büyüklüğünde Zümrüt yeşili kanatları olan, kemikle beslenen, üzerinde Uçtuğu kişiye zenginlik ve mutluluk getireceğine inanılan masal kuşu, devlet kuşu, devlet kuşu; tanrıça
Umut: Ummaktan doğan iç erinci, umulan şey, ümit
Ural: Asya’da bir sıradaÄŸ; bu sıradaÄŸlardan çıkıp Hazer Denizi’ne dökülen bir ırmak
Utkan: AteÅŸli kan, od kan
Utku: Birçok emek ve çekinceli uğraşmalar sonucu erişilen mutlu sonuç, yengi, zafer
Uygar: Uygarlığın olanaklarından yararlanan ya da böyle olanakları olan bir ülkede yaşayan
Uygur: VII. Yüzyılda Orta Asya’da büyük bir devlet ve uygarlık kurmuÅŸ olan Türk ulusu ve bu ulustan olan kimse
Uysal: Yumuşak başlı, söz dinler, söz anlar, uyar
Uzay: Bütün varlıkları her yandan kaplayan sonsuz boşluk
Uzel: Usta el, becerikli el, işe yatkın el
Uzer: Becerikli yiÄŸit
 
Üçer: Üç yiğit
Ülgen: Ulu, yüce, yüksek, sağlam; iyilik tanrısı
Ülkü: Kişiyi umut içinde yaşatan, ulaşılmaya çalışılan yüce dilek, amaç, erek
Ünal: Ad sahibi ol, ünlen, tanın
Ünalan: Ad sahibi olan, ünlenmiş kişi, ünü olan kimse, iyi ad sahibi
Ünalp: Ünlü yiğit
Ünay: Ünlü ve ay gibi kimse, ünü olan Ay
Üner: Ünlü yiğit
Ünlü: Herkesçe tanınan, ün salmış olan, tanınmış
Ünol: Şan ol, ünlü ol
Ünsal: Her yana adını duyur
Ünver: Her yana adını duyur, çok tanınmış biri ol, ünlen
Ürkmez: Korkmaz
Ürün: Doğadan elde edilen yararlı şey

Varan: Giden, varan
Varlık: Var olan her şey; önemli, yararlı, değerli şey; var oluş; para Mal, mülk ve genel olarak zenginlik Varol her zaman yaşa
Vural: Vurarak al, vurup al.
Vurgun: Vurulmuş çok sevmiş kimse, tutkun

Yağan: Yağış
Yağız: Koyu buğday rengi, esmer
Yağızalp: Esmer, yiğit, karayağız yiğit
Yalaz: Ateş dili, ateşin her yana uzanan dili, yalım, alaz
Yalazalp: Yalımlı yiğit, yalım gibi yiğit
Yalçın: Düz, çıplak ve dik; düz, kaygan, sarp, dik
Yalçıner: Sarp yiğit, dik yiğit
Yalgın: Ilgım, serap; aşı kalemi almaya ve aşılamaya elverişli ağaç, çiçek
Yalım: Ateşin dili, alaz, yalaz, yalaza, alev
Yalın: Çıplak; içine başka şey katılmamış, sade; gösterişsiz, süssüz
Yalınalp: Katışıksız yiğit, sade yiğit
Yalkın: Yalnız, tek, tek başına; ince, zayıf
Yalman: Düz, çıplak ve yassı taş; mızrak ucu; dik, sarp, yalçın
Yamaç: Dağın eğik yüzeyi, eğik yanı, bayır; karşı
Yaman: İşbilir, kurnaz, becerikli
Yankı: Sesin bir yere çarparak dönmesiyle duyulan ikinci ses
Yavuz: Çok sert, yaman, yürekli, korkusuz
Yavuzalp: Korkusuz yiÄŸit, yaman yiÄŸit
Yenal: Yenerek al
Yener: Oyun, yarış, savaş gibi şeylerde karşısındakine üstün gelir
Yengi: Üstün gelme, yenme, utku, zafer
Yetkin: Yetişkin, olgunlaşmış, erişmiş
Yıldıralp: Korkutan yiğit, yıldıran yiğit
Yıldıray: Parıldayan Ay, ışık saçan Ay
Yıldırım: Büyük bir ışıkla gürültü çıkararak hava ile yer arasında olan elektrik BoÅŸalması, ÅŸimÅŸek; Osmanlı İmparatoru Yıldırım Beyazıt’ın adından
Yiğit: Güçlü ve yürekli; delikanlı, genç, genç adam
YiÄŸitalp: YiÄŸitler yiÄŸidi, erler eri
Yiğitcan: Güçlü ve yürekli kimse
Yöntem: Bir işte tutulacak yol, ereğe ulaşmak için tutulacak özenli yol
Yurdakul: Yurda hizmet eden, yurda kul olan kimse
Yüce: Yüksek, büyük, erişimez, ulu
Yücel: Yüce bir duruma gel, yüceleş, büyüdükçe büyü, yükseldikçe yüksel, Büyük ol, ulu ol
Yüksel: Yükseklere çık, yücel; ilerle

Zobu: Itiyarı, delikanlı; hovarda
Zorlu: Güçlü; tuttuğunu koparan

Cocukluk Siirler,  Coçuk belirli günler ve haftalar , Dünya Çocuk Şiirleri Günü, 22 Mart 

Dünya Çocuk Åžiirleri Günü – 22 Mart
Mart ayının 22. günü Dünya Çocuk Åžiirleri Günü’dür. Bugün sınıflarda, okullarda öğrenciler ÅŸiirler okurlar. Hazırlıkları önceden yapılan ÅŸiir yazma yarışmalarının sonuçları açıklanır. Yarışmada derece alanlara armaÄŸanlar verilir.

Dünya Çocuk Åžiirleri Günü evrensel bir gündür. Yalnız ülkemizde deÄŸil BirleÅŸmiÅŸ Milletler’e üye tüm ülkelerde aynı günde kutlanır. Dinleri, dilleri, renkleri ayrı olan bütün dünya çocukları bugün aynı duygularla aynı düşüncelerle dolu bir gün yaÅŸarlar.

Merkezi Belçika’nın Lieg kentinde bulunan Uluslararası Dünya Çocuk Åžiirleri Örgütü 1978 yılında; her yıl 22 Mart’ın Dünya Çocuk Åžiirleri Günü olarak kutlanıp, deÄŸerlendirilmesini kararlaÅŸtırdı. Örgüt her yıl saptadığı deÄŸiÅŸik bir konuda ÅŸiir yazılması için dünya çocuklarına çaÄŸrıda bulunur.

Dünya Çocuk Åžiirleri Örgütü bugüne kadar. Çocuk Dünyası, DiÄŸerlerini Nasıl Düşünüyorsun?, SavaÅŸ’ı Önlemek için Sözcükler, Barışa ÇaÄŸrı ve 1983 yılında da Dünya Evimizdir konularında ÅŸiirler yazılmasını istemiÅŸtir. Dünya çocuklarının bu konularda yazdıkları ÅŸiirler Lieg kentindeki Kongre Sarayı Salonunda sergilenir. Sergilenen ÅŸiirler bir antolojide topla­nır. Antoloji BirleÅŸmiÅŸ Milletler aracılığı ile yarışmaya katılan ülkelere gönderilir.

Şiir nedir? Şiir bir yazın türüdür. Duyguların, izlenimlerin uyumlu bir ses ve söz düzeni içinde anlatımıdır. Ses ve söz güzelliğinin bir arada bütünleşmesine şiir denir. Şiir anlayışı çağdan çağa, ulustan ulusa, insandan insana değişir.

Şiir yazana şair ya da ozan denir. Şiirin bir satırına dize (mısra), aralarında anlam ilişkisi bulunan iki dizeye beyit denir. En az dört dizeden oluşan şiir parçasına da kıta adı verilir.

Şiir yaşamımızı güzelleştirir. Dünyamızı renklendirir. Şiir okurken, dinlerken içimizde tatlı ürpertiler doğar, heyecanlanır, etkileniriz. Ozan duygularım, coşkularını ses ve söz yardımıyla, anlatır.

Yalnız Dünya Çocuk Åžiirleri Günü’nde deÄŸil her zaman ÅŸiir okuyalım. Kitaplığımızda ÅŸiir kitaplarına da yer verelim.

10 KASIM 1952

Sabahlar, her zaman güzel değildir,
Her zaman ayrılık akşamla gelmez.
Al atlar sırtında hoyrattır fecir,
Hoyrattır, ne kalbler kırmıştır, bilmez.
Sabahlar her zaman güzel değildir.

Vakti, bir yerinden bölünce şafak
İri ve rüyalı gözlerle müphem;
Nur olmuş içimde sanırım ak pak
Ayrı bir mânada korktuğum adem,
Eski düşüncemde, rahat ve uzak.

Fethe çıkmış gibi duyarım birden
EÅŸsiz gururunu bir cihangirin.
Ufuklar üstünde yüzen tekbirden
Vatanca büyümüş asil ve derin
Bir matem tütmekte şimdi fecirden

Nefti yalnızlığı başlar zamanın
Mağfiret ürperir, dağılır, uçar.
Ölüm korkusuyle dolu bir anın
Müphem uzletinde ebedî ruhlar;
Nefti yalnızlığı başlar zamanın.

Rüzgar esmez olmuş, sular durgundur,
Bir garip hali var Dolmabahçe’nin;
Hala içimizde yüzen gecenin
Aydınlık bilmeyen devamı durur,
Rüzgar esmez olmuş, sular durgundur.

Ruh için, ölümsüz, derler cihanda,
Her mevsim onunla güzel her seher
Bütün esatiri parçalasan da
Atatürk önünde mağlupsun kader!
Ruh için, ölümsüz derler cihanda.

MUSTAFA KEMALLER TÜKENMEZ

Tükenir elbet
Gökte yıldızlar denizde kum tükenir
Bu vatan bu topraklar cömert
Kutsal bir ateşim ki ben sönmez
İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

Ben de etten kemiktendim elbet
Ben de bir gün göçecektim elbet
İki Mustafa Kemal var iyi bilin
Ben iÅŸte o ikincisi sonsuzlukta
Ruh gibi bir şey görünmez
İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

Hep kardeÅŸliÄŸe bolluÄŸa giden yolda
Bilimin yapıcılığın aydınlığında
Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben
Evrensel yepyeni buluÅŸlarda
Geriliği kovmuşum ben dönmez
İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

Başın mı dertte beni hatırla
Duy beni en sıkıldığın an
BaÅŸtan sona her ÅŸeyiyle bu vatan
Sakın ağlamasın kasımlarda
Fatihler, Kanuniler ölmez
İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

AÄžLAYALIM ATATÜRK’E

AÄŸlayalım Atatürk’e
Bütün dünya kan ağladı
Süleyman olmuştu mülke
Geldi ecel, can ağladı

Doğu batı cenup şimal
Aman tanrı bu nasıl hal
Atatürk’e erdi zeval
Memur mebusan ağladı

Atatürk’ün eserleri
Söyleyecek bundan geri
Bütün dünyanın her yeri
Ah çekti, vatan ağladı

Fabrikalar icat etti
Atalığın ispat etti
Varlığın Türke terketti
Döndü çarh devran ağladı

Bu ne kuvvet, bu ne kudret
Var idi bunda bir hikmet
Bütün Türkler İnön’İsmet
Gözlerimiz kan ağladı

Tren hattı tayyareler
Tükler giydi hep kareler
Semerkantla Buharalar
İşitti her yan ağladı

Siz sağ olun Türk gençleri
Çalışanlar kalmaz geri
MareÅŸalin askerleri
Ordular tümen ağladı

Zannetme ağlayan gülmez
Aslan yatağı boş kalmaz
Yalnız gidenler gelmez
Her gelen insan ağladı

Uzatma Veysel bu sözü
Dayanmaz herkesin özü
Koruyalım yurdumuzu
Dost değil, düşman ağladı

Atatürk

Benim, baş öğretmenim
Baş öğretmenimin;
Adı: Mustafa Kemal
Soyadı: ATATÜRK
Mustafa Kemal ATATÜRK
Baş öğretmenim
En büyük Türk
Atatürk,
Bir sen, fani Mustafa Kemal
Bir de biz, Mustafa Kemal’ler
Cumhuriyeti, siz kurdunuz
Biz yaşatacağız
Baş öğretmenimi gördüm, fikirleriyle
Yürüyeceğim, daima
Baş öğretmenimin izinde
Bitmeyen görevini
Biz tamamlayacağız
Son nefese kadar, çalışıp
Bizden sonrakilere
Türk ulusunun
Nefesinin, sönmeyeceğini
Onun ebedi olduğunu, göstererek
Parolanı anlatacağız
Türk’üm, bizim için
Yüksekliğin hududu yok
Çalışmak, çalışmak, çalışmak var
Asla, yılmak yok
Kurtardın, Türk milletimi
Hitap ettin, Türk gençliğine
Yürüyor Türk gençliği,
Baş öğretmenim, senin ilkelerinle
Seni, Dünyaya yazdım, almadı
Arşa yazdım,, arşta yer kalmadı
Yirmidört kasım öğretmenlerinin günü
Kalbimde, gönlümde, her an sen varsın
Her yılın,, üçyüz altmışbeş günü
Baş öğretmenimsin ATATÜRK

Kemal Atatürk

Dört yanımız sarılmış düşmana
Onları vuran Kemal Atatürk
Aydın kapı açtın Türk halkına
Aydınlık saçan Kemal Atatürk

Sen verdin halkına hak Hürriyet
Ulusa kurdun hür Cumhuriyet
Özgürlüğü sundun ilelebet
Bağımsız kılan Kemal Atatürk

Senle coştu bu ulu Türk halkı
Senle buldu gelecek yarını
Halkına adadın hep varını
Yarınlar kuran Kemal Atatürk

Hedefleri gösterdin ileri
Hayran bıraktın dost,yad elleri
Cözdürdün lal olan bu dilleri
Dilleri dizen Kemal Atatürk

Mustafa Kemal iÅŸlemi sahi
Gerçek sulbu irşad işleğ Bai
Sahip zaman haberli bir dahi
Noktadır yurda Kemal Atatürk

Kul Coştuk alır Ata ilhamı
Işığı ile aydın her yanı
Atasına feda ruhu canı
Hayatlar veren Kemal Atatürk

Atatürk’ü Hatırlatmak Gerekir

Atatürk’ü hatırlatmak gerekir, hainler varsa,
Şimdi çok isterim Atatürk yaralarımı sarsa,
Her taraftan kuduz köpekler ayağımı ısırsa,
Atatürk’ü hatırlatmak gerekir, hainler varsa…

Atatürkçülük ve Demokrasi

Çok üzülüyorum
Günümüz Türkiye’ sinde
Atatürk düşmanı Atatürkçüleri
Ve Demokrasi tacirlerini gördüğümde
Atatürkçülük ve Demokrasi adına.

Çok üzülüyorum
İçeriğine inanmadığı sözcükleri
Sıralayan dillere
Çok üzülüyorum
İnanmadığı ilkeleri savunanlara
Siyaset tacirleri ve demogoji ustalarına
Atatürkçülük ve Demokrasi adına.

• “19 Mayıs Åžiirleri Gençlik Ve Spor Bayramı Åžiirleri 

• 19 Mayısım

Gençlik şölenimiz var,
Yurdumun dört bucağında.
Meşalleler yanıyor,bandırma vapurunda.
GüneÅŸ doÄŸuyor,o güzelim samsun unun ocağında…
Denizler artık dar geliyor,
Zalim düşmanların yaptıkları,ar geliyor.
Bakın; bakın enginlere,
Mustafa Kemal imiz geliyor…
Yeşeriyor artık umutlarımız,
Şenleniyor artık otağımız evimiz.
Bakın; bakın,enginlere…
Mustafa Kemalimiz geliyor.

• 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı

19 Mayıs 1919 Müjdeli gün,
Türk çocuğu unutma,ne oldu dün.
Türk’ün uyanıp ÅŸahlandıgı o gün,
Özgürce yaşamanı sağladı bugün.
Türk’ün Bayrağı karalar baÄŸlamış,
Gitmeden esaret dalgalanmam diyor.
İstanbul Fatihi Mehmet Han ağlamış,
Mezarında Ruh’u yatmam diyor.
Fransızlar Adana benim diyor,
Doganbey Vatan için can veriyor.
Urfa,MaraÅŸ ve Antep’te İngilizler,
Namus ve şerefime göz dikiyor.
Yunan Ordusu çıkmış İzmir’ime,
Hançerini saplamak ister Yüreğime.
Antalya ve Konya’da İtalyanlar,
El uzatmış Ay-Yıldızlı Bayrağıma.
Samsun’da İngiliz cirit atıyor
Ermeni-Rum Türk’ü satıyor.
Irak ve Filistin’i İngiliz almış,
Suriye -Lübnan Fransız’a kalmış.
İngiliz Bayragı Yürekleri dağlıyor,
Evliyalar şehri İstanbul ağlıyor.
Eyüp Sultan’da toplanmış Åžehitler,
Başta Gençosman ferman dinliyor.
Ermeni-Rum Çeteleri silahlanmış,
Anne karnında bebeleri Süngülüyor.
İngiliz – Fransız destekli Sülükler,
Türk’ün Kan’ını içerek besleniyor.
Åžahin bey Antep’ten seslenir,
Yakışmaz Türk’e Esaret Ar gelir.
Adana’dan Sinan PaÅŸa cevap verir,
Esir yaşamaktansa ölüm hoş gelir.

19 Mayıs 1919 Kutlu sabahında,
Mustafa Kemal’im Bandırma Vapurunda.
Özgürlük MeÅŸalesi tutuÅŸtu Samsun’da,
Yayıldı dalga dalga Anadolumda.
Mustafa Kemal’im Bayrak olup,
Esti Samsun’dan Yurdum üzerine.
Zulmün kahredici Güneşi olup,
Doğdu Emperyalist güçlerin üzerine.
Savunmasız Yurdum işgal selinde,
Esaret ölümdür gönül telinde,
Kefen teninde,Åžehitlik dilinde,
Toplandı Milletim Ata’nın emrinde.
Ondokuz Mayıs Gençlik Bayramı,
Gençler Sporla kutlar Bayramı,
Atatürk’ün gençliÄŸe büyük armaÄŸanı,

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı.

Zulmün sonu,Özgürlüğün başı,
Cumhuriyet yolunun ilk yapı taşı,
Türk’ün kurtuluÅŸ umudunun gözyaşı,
Ezilmişliğe başkaldırının sembolü bugün.

• 19 Mayıs

Bir gemi açıldı Bandırma’dan Anadolu’ya,

Bir haber salındı Samsun’a, Bolu’ya,

Afyon’a, Sakarya’ya, bozkır içinde Kulu’ya,

Bağımsızlık meşalesi tutuşturuldu 19 Mayıs’da.
Sömürüye, gericiliğe dur denildi,
Topraklarımıza göz koyanlar bir bir yenildi,
Derneler, Çanakkaleler, nice şehit erler anıldı,
Mustafa Kemal Samsuna çıktı 19. Mayıs’da.
Savaştan bezmiş millet yine haykırdı çoştu,
Mehmetiyle birlikte ana, bacı cepheye koştu,
Zalim düşman meydanlarda yenildi şaştı,
Türk milleti tarihe haykırdı 19 Mayıs’da.
Doğudan batıya birer ağ örüldü,
Sana yapılan haksızlık, zulüm görüldü,
Bunca kahpeye bir bir hesap soruldu,
Kurtuluş savaşına adım atıldı 19. Mayıs’da.
Mustafa Kemal gerçek yolu çizdi
Türkiye’nin yarınlarını bir bir sezdi
Tarih onu altın harflerle yazdı
Açılan yaralara su serpildi 19 Mayıs’da
Bağrı yanık yağız yüzlü erler,
Özgürlük uğruna koyuyordu serler,
Buna cihanda görülmemiş olay derler,
Türk yeniden şahlanmıştı 19 Mayıs’da.
Porsuk’ta, Sakarya’da su kanlı aktı,

9 Eylül, İzmir’de düşmanı denize döktü,
Türk genci senin eşin, emsalin yoktu,
Yıktın engeli, aştın dağları 19. Mayıs’da.
Bir devir battı, bir güneş doğdu,
Tüm milleti neşe, sevinç boğdu,
Haksızı haklı yine kovdu,
Biz barışı kurduk 19. Mayıs’da
Atam; emaneti senden aldı Türk genci,
Kendin eşsizsin, her sözün inci,
Tüm dünyaya sen verdin bu bilinci,
Cehalete karşı and içtik 19 Mayıs’da.
Kemalist Türkiye’yi kurduk Anadolu’da,
Atatürkçülük’tü uygarlığa giden yoluda,
Bizim için yalandı, sağıda, soluda,
Biz yeniden uyandık 19 Mayıs’da.
Ey Türk genci! bu gün senin günün,
Sen yaptığın işle hep öğün,
Türk evladısın yoktur senin sonun,
Sonsuzluğa el uzattın 19 Mayıs’da.

• 19 Mayıs

Yol aldın hırçın Karadeniz’de
Umuda ve geleceÄŸe doÄŸru
İnandı sana Türk milleti
Ve uyandı derin uykusundan
İşte bak! geliyor ardından
Başlattığın bir savaştı
Esaretten özgürlüğe,
Karanlıktan aydınlığa ve…
Bir sözün yetti,
inançla doldu yürekler
adımlar uygun adım
yürüyüş baÅŸladı Samsun’dan
19 mayıslar kutlanıyor, kutlanacak
Atam, bu yürüyüş hiç durmayacak

19 Mayıs’da Samsun
Bu gün ne güzel Samsun
Güneş daha aydınlık
Genç, ihtiyar, kadın, kız,
Ulusca Samsun’daydık
Bin dokuz yüz on dokuz
19 Mayıs bu gün
Atatürk’ün Samsun’a
Ayak basmıştı bu gün
KurtuluÅŸ Savaşı’nı
Atam bu gün başlattı
Bandırma vapuruysa
Şanlı bir gürev yaptı
Karadeniz Türklerle

Anahtar: 19 Mayıs Şiirleri, 19 mayıs gençlik ve spor bayramı şiirleri, sözleri mesajları yazıları

Cumhuriyet Şiirleri, Cumhuriyet Bayramı Şiirleri, Cumhuriyet Şiiri, güzel gumhuriyet şiirleri

• “CUMHURİYET SIIRLERI 

• Yaşasın Cumhuriyet

Altmışbirinci yılı

Yaşasın Cumhuriyet

Biz de çalak kavalı

Yaşasın Cumhuriyet

Altmışbir yıl övdüğüm

Davulunu dövdüğüm

Hay gözünü sevdiğim

Yaşasın Cumhuriyet!

Çok şükür dipdiriyiz

Kim demiÅŸ ki geriyiz?

Yamyamdan ileriyiz

Yaşasın Cumhuriyet!

Kulaklarım duymasın

Duyup ele uymasın

Varsın karnım doymasın

Yaşasın Cumhuriyet!

Yoksa bir suyum yoktur

BaÅŸka da neyim yoktur

Heykelsiz köyüm yoktur

Yaşasın Cumhuriyet!

Köyde herşey şahane

Enerji yok,bahane

Tezek var ya daha ne

Yaşasın Cumhuriyet!

Ne ararsan ara bol

Ceryan yoksa çıra bol

Su mu yoktur bira bol

Yaşasın Cumhuriyet!

Meyhane kerhane bar,

Gidene camii de var.

Biz laik’iz o kadar

Yaşasın cumhuriyet!

Bu devir neÅŸe devri,

Ye iÅŸ yat yaÅŸa devri

Sultan yok paÅŸa devri

Yaşasın Cumhuriyet!

Azerbaycan yetimmiÅŸ

Batı Trakya kimmiş?

O iÅŸler eskidenmiÅŸ

Yaşasın Cumhuriyet!

Kerkük Musul şu anda

Boğulsun varsın kanda

Sulh var yurtta cihanda

Yaşasın Cumhuriyet!

Ya bu terör kargaşa

Canım gardaş gardaşa

Kapılmayın telaşa

Yaşasın cumhuriyet!

Arif be artık yetsin

Bu destan burda bitsin

Allah bizi affetsin

Yaşasın cumhuriyet!

• Cumhuriyet’in Faziletleri

Cumhuriyet ilkedir, nizamdır

Herkes bunlara mutlaka uyacaktır

Cumhuriyet devrimdir

Dünya ondan yol bulur

Cumhuriyet laikliktir

Din ve devleti savunur

Cumhuriyet ışıktır

Her karanlığı aydınlatır

Cumhuriyet kelepçedir

Karanlık güçleri bağlayacaktır

Cumhuriyet güneştir

İnsanın kalbini ısıtır

Cumhuriyet bir dildir

Her şahsa kendini anlatır

Cumhuriyet tarihtir

Yüce Türk Milleti onu yaşamaktadır

Cumhuriyet hayattır

O olmazsa yaşanmayacaktır

Cumhuriyet bir dindir

O oldukça ezan sesleri hiç susmayacaktır

Cumhuriyet sevgidir,

Ki evrenseldir

Cumhuriyet SAKARYADIR,

Cumhuriyet DUMLUPINARDIR,

Cumhuriyet KOCATEPEDİR,

Ki……………………………………….bu savaÅŸlar ile

Anadolu! ya kök salmıştır

Cumhuriyet bayraktır,

Cumhuriyet sancaktır,

Bu renk ve şeref ile yaşayacaktır

Cumhuriyet; toptur, tüfektir,

Kafasızların beynini,

Kalpsizlerin kalbini parçalayacaktır

Cumhuriyet; mermidir,

Her düşmana sıkılır

Cumhuriyet Ayşe’nin, Fatma’nın, Hasan’nın, ve Bekir’in kalbidir

Ulus olmazsa o olmayacaktır

Cumhuriyet devrimdir

Halk bunu anlamaktadır

Cumhuriyet Vatan demektir

İnanmayanlar var ise; kahrolup yokolacaktır

Cumhuriyet ANKARA demektir

O Cumhuriyetimizin baÅŸkentidir

KIYAMET KOPUNCAYA KADAR DA

İNANIYORUM YAŞAYACAKTIR

YAÅžATILACAKTIR.

• Cumhuriyet Destanı

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Kulluğa, köleliğe, bendeliğe karşı

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Yobazlığa, geriliğe karşı..

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Türk Devrimi’dir, Atatürk Devrimi’dir.

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Aynı zamanda bir yaşam biçimidir.

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Osmanlılığı bitirip Türk’lüğü baÅŸlatan.

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Gericiliği bitirip, çağdaşlığı başlatan.

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Esarete karşı çıkıp, özgürlüğü getiren

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

EgemenliÄŸi Ulus’a teslim eden.

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Bizi kendi dilimize kavuÅŸturan.

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Demokratik yapıyı oluşturan.

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Şeyhliği, müritliği, ağalığı kaldıran.

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Türk Vatandaşlığı kavramını oluşturan.

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

İnsanca yaşamayı amaçlayan

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Kimsesizlerin kimsesi olan.

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Bir devrim ki süregelen ve yaşayan..

İnanın ki suçu hatası yok bu devrimin

Hatalı uygulanmasıdır aksayan.

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Ata’mızın en önemli emaneti

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar

Affedilmez asla hıyaneti.

Türk Ulusu, Türk Ülkesi, Türk Vatanı

Cumhuriyet var oldukça yaşar

Cumhuriyet bir devrimdir çocuklar.

• Cumhuriyet Bayramı

Ben Cumhuriyetin çocuğu

Cumhuriyet ne güzelmiÅŸ…

Atatürk’le büyüklerimiz elele vermiÅŸ

Ekimin 29 unda 1923 ün

Dünyaya duyurulmuş Cumhuriyet olduğu

Devletimizin ve ülkümüzün.

Kutlu olsun bayramı bütünümüzün…

• Yaşasın Cumhuriyet

…YAŞASIN CUMHURİYET…

Çığlık çığlık büyüsün sevincimiz,

Yaşasın, yaşasın bu cumhuriyet.

Dağlarda yankılansın gür sesim,

Yaşasın, yaşasın bu cumhuriyet!

Ellerde yine fenerler, bayraklar,

İnsan kaynıyor caddeler, sokaklar,
Bilinen bir türkü söyler dudaklar,
Yaşasın, yaşasın bu cumhuriyet!
DaÄŸlar taÅŸlar kuÅŸlar dile gelsin,
Papatyalar, menekşeler, güller dersin,
Mutluluklar hep elele versin,
Yaşasın, yaşasın bu cumhuriyet!
Gönlümüz sevgiyle, neşeyle dolsun,
Kalkınsın Anadolu huzur bulsun,
Aydınlık yarınlar hep bizim olsun,
Yaşasın, yaşasın bu cumhuriyet!
Cihan selam dursun al bayrağıma,
Vatanıma, taşıma, toprağıma,
Gelin, siz de katılın bu çağrıma,
Yaşın, yaşasın bu cumhuriyet!

Anahtar: Cumhuriyet Bayramı Şiirleri Cumhuriyet Bayramı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Şiirleri

GuzeL Sozler Soz

Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz, her şey olur da şu kalbim, bir tek sensiz olamaz.

 Mürekkepten denizler, kağıttan gemiler yaptım. Sonra ismini her yere yazdım. İsmini yazınca seni sevdiğimi sandın, ben seni sevmedim sana taptım!..

Seni her düşündüğümde kalbime bir yıldız çiziyorum. Benim şimdi kaç yıldızım var biliyor musun? Benim artık bir gökyüzüm var..

Bugün her zamankinden farklı bir ÅŸey yapayım dedim olmadı yine sana defalarca aşık olup seni düşündüm…
 Yedi ayrı iklimden yedi çesit arı getirseler yedi çesit arı yedi ayrı çiçeÄŸi dolaÅŸsa yedi ayrı çiçekten bal yapsa senin kadar tatlı olamaz…

Ben seni dün sevmedim çünkü dün geride kaldı, ben seni bugün de sevmeyeceğim çünkü bugün de bitecek; ben seni yarın seveceğim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek!

Ağzımdan çıkacak söz olsan konuşmam, gözümden akacak yaş olsan ağlamam, kalbime hapsettim seni hiçbir yere bırakmam!

GüneÅŸin doÄŸduÄŸu da bir gerçek battığı da… Kalbimin attığı da bir gerçek, günün bittiÄŸi de… Ne çıkar tüm gerçekleri saysak tek tek. Seni seviyorum, iÅŸte o en büyük gerçek…

Bir şiir yaz bana içinde alabildiğince mutluluk olsun ayın gölgesinde unutulan sevgi tohumlarıyla yeşere dursun veya bir şarkı söyle özlemimdeki sevgiliyi anlatsın yağan yağmurlarla ıslanan bedenimi parlayan gözleriyle kurulasın.

Aşk kaçmaktan çok kovalamak, görmekten çok özlemek, gitmekten çok beklemek, dokunmaktan çok düşünmektir.Ve aşk öyledirki nerde imkansız varsa onu seçer.

Birgün bana soracaksın,beni mi yoksa hayatı mı daha çok seviyorsun diye. hayatı diyeceğim, küsüp gideceksin ama hiçbir zaman bilmeyeceksin ki benim hayatım sensin.

Sen benim incimdin. parıldayan masum güzelliğinle seni sarp kayalıklardan tırnaklarımla kazıdığım bir istiridyede bulmuştum. ve bir daha kaybetmiyeyim diye kalbimin derinliklerine gömdüm.

Ne seni unutturacak kadar zaman geçecek ne de geçen zaman seni unutturmaya yetecek bırakıp gitsende unuturum sanma zaman alışmayı öğretir unutmayı asla.

Sevmiyorum şu saatin sesini,akmasın dursun zaman.herşeyin bir öncesi ve sonrası vardır derler ya; YALAN. senden önce vardım belki ama aşkım senden sonra olmayacağım inan.

Bir yürek nelere yeterse, bir can bir canı ne kadar severse bir damardan ne kadar çok kan geçerse, yaşam ölüme ne kadar değerse, sen de benim için o kadar değerlisin.

 Seni yıldızlara benzetiyorum onlar kadar etkileyici,çekici ve güzelsin ama aranızda tek fark var onlar milyonlarca sen bir tanesin…