Yıllardır hepimizin hasretini çektiğimiz, artık her ülkede kendi tarihlerindeki büyük savaşları konu alan filmlerden var iken biz niye İstanbul’un Fethi filmini çekmiyoruz dememize gerek kalmadı. Nihayet yıllardır özlemle beklediğimiz İstanbul’un Fethi konulu yerli yapım sahnelerdeki yerini aldığı gibi büyük bir yankı yarattı. Yaklaşık 3 yıllık hazırlık sürecinin ardından galası yapılmadan direkt olarak seyirciye sunuldu. 16 Şubatta vizyona giren film büyük başarılar elde ederek izleyen herkesin takdirini kazandı.
Film Fatih’in İstanbul’u fethetme fikrinden itibaren hazırlık aşamasını ve İstanbul’un fethini ele alıyor. Yapımcılığını Faruk Aksoy’un yaptığı, Fatih Sultan Mehmet’i Devrim Evin’in canlandırdığı 17 milyon dolar maliyetiyle Türk sinema tarihinin en pahalı filmi olan “Fetih 1453”, 4 günlük gişesiyle rekor kırdı. Geçen perşembe saat 14.53’te 850 salonda seyirciyle buluşan film, 1 milyon 400 bin 351 seyirci ve 12 milyon 982 bin 635 TL hasılatın sahibi oldu. Filmin vizyona giriş saati olarak 14.53 seçildi. Filmde oldukça gelişmiş ses ve görsel efektler kullanıldı.
15 bin figüranın rol aldığı, Türkiye sinemasının merakla beklediği ve şu ana kadarki en büyük bütçeyle hazırlanan Fetih 1453 sadece Türkiye’de olduğu kadar Avrupa’da özellikle Almanya’da da büyük etki yarattı. Büyük çoğunluğunu Türkiye vatandaşlarımızın oluşturduğu kalabalık sine salonlarına akın etti.
Yapımcı Fatih Akın Almanya’da yaptığı açıklamada “Tarihine sahip çıkan milletimize sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. Filmi Akmerkez’de yapılan özel bir seansta izleyen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç filmin çık duygulu olduğunu, efektlerin ve sesin oldukça güçlü, sahnelerin çok etkileyici olduğunu, film ekibini tebrik ettiğini söyledi. Twitter gibi sosyal medya platformlarında sıkça eleştirilere maruz kalsa da, filmi bir görüp izlemekte fayda olacaktır. Kimileri Ulubatlı Hasan rolünü oynayan oyuncuyu eleştirirken, kimileri de senaristi eleştirmekte bir beis görmüyor. Önyargılardan uzak, iyi seyirler dileriz.
Teknolojinin baş döndürücü bir hızla gelişmeye başladığı günümüzde, web sitesi bir firmanın vitrini gibi işlev görmektedir. İnsanların alışkanlıklarının giderek değiştiği ve her geçen gün yeni bir gelişmenin yaşandığı teknoloji sektörü; internet siteleri arasındaki rekabetin de giderek artmasına ve firmaların yavaş yavaş mağazalarında bulundurdukları ürünleri sanal aleme taşımaları sonucunu beraberinde getirdi.
Yıllardan beri söylenegelen ve bakkal gibi küçük esnafların bile internet sitesi açması sonucunu doğuran “firmaların internet sitesi sahibi olmalarının zorunlu olması”nı içeren kanun, yıllardan beri halk efsanesi haline gelmiş ve herkesi korkutmuştur. En alakasız kişiler bile ceza yemekten korkup internet sitesi sahibi olurken, web site tasarımcıları fazla mesai yapmak zorunda da kalmışlardır. Bahsi geçen kanunname yayınlandı mı veya yayınlanacak mı herhangi bir bilgimiz yok, ancak tek bildiğimiz şey kişilerin bu kanun çıkacak diye korkuya kapılarak oldukça büyük miktarlarda ücretler ödeyerek basit birer web sitesi sahibi oldukları yönünde. Dileğimiz odur ki, insanlar bilinçsiz bir şekilde paralarını bu şekilde iş yapan kişilere kaptırmasınlar ve paralarının hakkını veren internet sitesi sahibi olsunlar.
Kanunname yayına girse de girmese de, kişilerin bilmesi gereken şey internet sitesi sahibi olmanın kişiye her zaman prestij ve müşteri olarak geridönüş sağlayacağıdır. İnsanlar artık evlerinden çıkmadan, internet aracılığıyla alışveriş yapıp sipariş verirken; sizin böyle bir teknolojiye ayak uydurmamanız ne kadar mantıklı olacaktır acaba?
Evet, internet sitesi sahibi değilseniz hemen şimdi sizin de bir internet sitesi yaptırmanızın vakti gelmiş demektir. Çevrenizde bulunan internet sitesi yapımcılarıyla iletişime geçerek bütçenize uygun bir web sitesi şablonu çizdirin ve kendinize özel alan adınızı kayıt altına alın. Böylece art niyetli kişiler sizin adınıza yanlış işlere imza atmamış olacaktırlar.
Sesli chat yapmak isteyen insanların kafasını haliyle bir sürü soru kurcalayabiliyor. Özellikle yeni yeni sesli chat dünyasına giriş yapmaya başlayan insanlar, kullanılan bu teknolojiyi hangi siteler aracılığıyla daha faydalı hale getirebilecekleri sorusunun da arayışı içerisinde bulunabiliyorlar. Sesli chat yaparken bilgisayarınıza indirmek zorunda olduğunuz speak chat adlı yazılımın kodlarını kırarak içine zararlı yazılımları yerleştiren ve bilgisayarınızın her daim gözetim altında olması gibi olumsuz bir sonucun doğmasına neden olan art niyetli kişiler; insanların sesli chat yapmak istemeleri üzerinden prim yaparak sesli chat sitelerine karşı bir önyargı oluşmasını sağladılar. Artık insanlar yeni chat sitelerine kolay kolay ısınamadıkları gibi, uzun yıllardır sektörde var olan ve piyasaya değer katan siteleri ziyaret etmeyi daha sık tercih ediyorlar.
Şuanda bu yazıyı okuduğunuz chatevi.com adresi de, uzun yıllardan beri kullanıcı memnuniyeti politikasından taviz vermeden yayın hayatına devam etmeyi sürdürüyor. Bünyesinde barındırdığı alanında uzman ekip ve destek kadrosu kullanıcıların her türlü problemlerini çözebilmek için bilgisayar başında beklerken, editörler tarafından da site güncel tutularak sıradan bir chat sitesi olmaktan daha fazlası hedefleniyor.Sağlık, gündem, magazin ve siyaset gibi alanlara dair yaptığı yorumlarla hedefi 12’den vurmaya devam eden; sesli chat yapmanın yanı sıra görüntülü olarak iletişim kurmak isteyen insanlara da kaliteli ve kesintisiz hizmet vermeyi amaçlayan chatevi’ne alıştığınız zaman kopmanız hayli zor olacaktır.
Evet, sizler de sesli chat yapmanın o eşsiz ve ruhta dinginlik uyandıran hazzını tatmak istiyorsanız yapmanız gereken şey çok basit. Hemen sesli ve kameralı chat panelimize giriş yaparak üyeliğinizi oluşturun, kendinize bir avatar seçin. Daha sonra sitemizde bulunan birbirinden farklı sohbet odasına giriş yaparak sohbet etmenin tadına varabilirsiniz. İyi sohbetler dileriz.
Sadece Türkiye’yle sınırlı kalmayıp, tüm dünyayı ilgilendiren bir gelişme ve Türkiye sınırları içerisinde gerçekleştirilen ilk tam yüz nakli operasyonunun uygulandığı Uğur Acar, yüzü bağışlanan Ahmet Kaya’nın kızı Leyla Kahveci tarafından ziyaret edildi. Uğur Acar’la görüşen Kahveci, Acar’ı çok yakışıklı gördüğünü ve babası gibi olduğunu da aktardı. Odaya girer girmez büyük bir şoka girdiğini aktaran Kahveci, Acar’ın yüzünü girdiğinde şok olduğunu ve ilk 20 saniye boyunca Acar’a baka kaldığını ifade etti. Hastanın en çok babasının kaşlarını ve dudaklarını benzettiğini de söyleyen Kahveci, şaşkınlıkla bakakaldığını ifade ederken Acar’ın da kendisine şaşkınlıkla baktığını aktardı. Hastayı gayet sağlıklı ve babasına çok benzeyen bir şekilde gördüğü de bildirilen diğer bilgiler arasında.
Dünyadaki emsalleriyle kıyaslandığı zaman gayet başarılı bir yüz naklinin gerçekleştiği gözle görülebilir bir seviyede iken, yüz naklinin bu kadar güzel olabileceğini tahmin etmediğini aktaran Kahveci, bağışta bulunmakla gayet mantıklı bir tercih yaptığını düşündüğünü de aktarmış oldu. Bu saatten sonra Uğur Acar’ı ailelerinden birisi olarak gördüklerini ve en favori yakını olarak Acar’ı gördüklerini de belirten Kahveci, artık Acar’ı kendi kardeşi gibi göreceğini de ifade etti.
Leyla Kahveci’nin hayat arkadaşı Gökay Kahveci ise gayet olumlu geçen bir görüşme gerçekleştirdiklerini ifade ederken, Acar’ın kendilerine şaka bile yaptığını da belirtti. Organ nakline insanların teşvik edilmesi gerektiği noktasında hemfikir olan eşler, bu yüz naklinin örnek olması amacını da taşıyorlar.
Hastanın 1 ay içerisinde taburcu olacağı tarafımıza bildirilen diğer bilgiler arasında. Dileğimiz odur ki, yapılan bu yüz nakli insanları umutsuzluğa sevk etmeyip organ nakli bağışı noktasında teşvik etsin. Böylece kişiler hayata küstürülmeden topluma kazandırılmış olacağı gibi, çok sağlam dostluk bağları da gerçekleştirilebilir.
Geçtiğimiz günlerde otel odasındaki küvette ölü bulunan, ölümünün aşırı dozda kokainden olduğu sanılan Whitney Houston tüm sevenlerini yasa boğdu. Güzel sesiyle milyonları kendine hayran bırakan, “I will always love you” adlı şarkısıyla gönülleri fetheden bu sanatçının ölümünden eski kocası Bobby Brown sorumlu tutuluyor. Sebep olarak ise Houston’u uyuşturucu illetine alıştıran kişi olarak Brown gösteriliyor. Hayatını kaybeden ünlü sanatçının ağabeyi Gary Garland ise suç ve uyuşturucunun kol gezdiği bir ortamda büyüdüklerini, bu sebepten dolayı kendisinin henüz 10 yaşında iken eroinle tanıştığını belirtti. Kan donduran bu ifadeler zaten Houston’un temelde uyuşturucunun bulunduğu bir ortamda büyüdüğünü bizlere anlatırken, Houston’un annesi Cissy’nin ölümünden sorumlu tuttuğu Bobby Brown’un aslında Whitney’e yardım etmeye çalıştığını ve onu korumaya çalıştığını da bizlere aktarmış oluyor. Fakir bir semtte yetişmiş olmalarının yanı sıra, Gary’nin çocuk yaşta iken bulaştığı uyuşturucu illeti yüzünden günümüzde de uyuşturucu tedavisi gördüğü aktarılan diğer bilgiler arasında.
Gary’nin eşi Pat Houston’un menajerliğini yaptığı, tüm ailenin onun ekonomik durumuna bağlı olarak bir hayat yaşadığı Whitney’in bağımlılığını bilen Pat, bunu örtbas etmek için hayli çaba da sarf etmiş. Uyuşturucu bağımlılığına para yetiştirmek adına ekonomik anlamda da büyük çöküş yaşayan Whitney, malikanesini satmak zorunda kalmış ve hemen tüm ailenin ekonomik durumunu da olumsuz olarak etkilemişti. Whitney’in annesinin hala uyuşturucuya alıştırdığı iddiası yüzünden kızdığı Bobby ise herhangi bir açıklamada bulunmuş değil. Ancak Bobby’nin erkek kardeşi Tommy, yaptığı açıklamada Bobby’nin Whitney’e aslında yardımcı olmak istediğini ve her zaman ilişkilerini düzeltmek için çalıştığını da aktarmıştı.
Kızı için çok ağlayan anne Cissy ve erkek kardeşinin akıbetini ilerleyen günler gösterecek. Ölüm sebebi için de otopsi raporu beklenen Whitney’in cenaze töreninin ne zaman yapılacağı ise şimdilik aktarılmadı.
Devlet eliyle kullanımı sınırlandırılan, yapılan vergilerle ve sağlanan ücretsiz tedavi imkanları ile tüm kullanıcıları sigarayı bırakmaya davet edilen bir günde yaşıyoruz. Artık herkes sigara içen insanlara karşı farklı bir gözle yaklaşmaya başlarken; nargile evlerinden kıraathanelere kadar hemen her esnaf dükkanında sigara içilmesini yasaklamaya başladı. Bu durumun bir sonucu olarak mecburen sigarayı bırakmaya zorlanan insanlar, çevrenin de uyguladığı baskı neticesinde sigarayı bırakmak gibi radikal bir karara imza atabiliyorlar. Hem maddi bütçeye, hem de sağlığa verdiği zararları saymakla bitiremeyeceğimiz sigara; yapılan son zamlarla oldukça fahiş rakamlara müşterilerine ulaşmaya başladı. Kimi çevreler tarafından eleştirilse de, bu olayı sigarayı bıraktırmak için oldukça teşvik edici olarak yorumlayabiliriz.
Sigarayı bırakmaya karar veren insanları ise bu süreçte zorluklar bekliyor olacak. Her yemeğin ardından vuran bir sigara krizinden tutun da, yoğun stresin verdiği can sıkıntısına bir çözüm amaçlı sigarayı arayan insanlar ciddi baş ağrısıyla karşı karşıya gelebilirler. “Sigarayı nasıl bırakabiliriz?” sorusuna cevap arayan insanlara ise gönül rahatlığıyla bu yazıyı okumalarını tavsiye edebiliriz.
Sigarayı bırakmak için öncelikle sigarayı bırakmayı gerçekten istemek gereklidir. Kendinizi sigarayı bırakabileceğinize, iradenizin güçlü olduğuna ve bu işi rahatlıkla başarabileceğinize inandırdıysanız önünüzde hiçbir engel yok demektir.
Eğer arkadaş ve dost çevrenizde sigara kullanan kişiler varsa onlara sigarayı bıraktığınızı söylemeyin. Muhtemelen size “bu kaçıncı bırakışın?” diye sözler sarf ederek canınızın sıkılmasına ve ümitsizliğe düşmenize sebebiyet vereceklerdir. Uzatılan sigaraları kibarca reddedin, sakız çiğneyerek ağzınızı oyalayın. Naneli sakız çiğnemeniz içinizi ferahlatacak, sigaraya olan ihtiyacınızı da azalttıracaktır. Bunun yanı sıra bitkisel tedavi adı altında sizlere sunulan sahte ve işe yaramayan ürünlere itibar etmemeniz, bütçenizin de zarara uğramasını engellemiş olacaktır. Sigarasız günler dileriz!
İnternet tarayıcıları aracılığıyla internet sitelerini ziyaret ettiğimiz için, kullandığımız tarayıcının gelişmiş özelliklere sahip olması ve eklentilerle desteklenebilir olması bizim için ciddi önem arz eder. Çoklu seçmelere izin vermesi, sık kullanılanlara eklediğimiz siteleri dışarı / içeri aktarma gibi özelliklerinin yanı sıra eklentilerle de işimizi kolaylaştırabilir hale bürünmüş olması; internet sitelerini ziyaret ederken alacağımız zevkin de artmasını sağlar.
Söz gelimi bir internet sitesi sahibinin (webmaster) tarayıcıyı kullanırken işini kolaylaştırmak adına kullandığı eklenti ve bileşenler farklı olabilirken; bir grafik tasarımcısının kullandığı eklentiler de farklı olacaktır. Bunun yanı sıra kişilerin göz zevkine göre kullandığı tarayıcıyı özelleştirebilmesi, çeşitli tema ve arka planlarla kullandığı tarayıcıyı süslemesi de tarayıcıyı kullanırken alınacak hazzı arttırır.
Internet Explorer adlı Microsoft ürünü tarayıcı, IE6 sürümüyle hem kullanıcılara; hem de web geliştiricilerine saç baş yoldurmuştur. Oldukça kullanışsız olan, günümüzde desteklenen çoklu sekme özelliğini barındırmayan ve hepsinden önemlisi web sitesi tasarımcıları için uyumluluk sıkıntısı veren bu tarayıcının kullanımı ise günümüzde giderek azalıyor. IE’yi sollayan Firefox ve Chrome gibi yazılımların yanı sıra geliştirilen Opera’nın ise kendine has bir hayran kitlesi var. Kullanan kişiyi kendine bağımlı yapan, “bunlar nasıl diğer tarayıcı kullanır?” diye diğer kullanıcılara hayretle bakmalarına sebebiyet veren Opera; ne yazık ki eklenti bakımından Chrome ve Firefox kadar zengin değil. Ancak kişiselleştirilme noktasında ciddi gelişmelere sahip olması ve tarayıcılar arasında ilk olarak “çoklu sekme”, yani tab olayını gerçekleştiren bir tarayıcı olması; Opera’nın ne kadar geliştirilmeye açık bir tarayıcı olduğunun kanıtı olsa gerek.
Ancak hız açısından kesinlikle Chrome tarayıcısının bir numaralı olduğunu söylesek abartmış olmayız. Google servisleriyle bütünleşerek çalışması ve eklentilerinin yanı sıra birbirinden farklı temalara ev sahipliği yapıyor olması, Chrome’u tercih sebebi haline getiriyor.
Armağan Yavuz adındaki Bilkent Üniversitesi mezunu bir Türk tarafından üretilen, henüz proje ve demo aşamasındayken dünyadaki oyun sektörünü elinde barındıran dev firmalar tarafından geri çevrilen savaş ve aksiyon oyunu; elde ettiği 3 milyon dolarlık ciro ile tüm bu firmalara bir “ah” çektirtti. Armağan Yavuz’un çocukluk hayalinden doğan ve büyük bir azmin sonucu olan, Mount & Blade adındaki bu oyun çoğunlukla ABD ve İskandinav ülkelerinde oynanıyor. 1 milyonun üzerindeki satış rakamı sayesinde sektörde ne kadar ciddi olduklarını gösteren Yavuz, hayalinin adım adım nasıl başarıya dönüştüğüne dair ipuçlarını paylaştı. Bilhassa diğer tüm genç girişimcilere örnek olmasını hedeflediğimiz bu ipuçlarının temelinde ise “asla hayalinden vazgeçme” felsefesi yatıyor denilebilir.
Küçük yaşlardan beri bilgisayara ve oyunlara merak saldığını ifade eden Yavuz, hayalinde canlandırdığı karakterlerin birbiriyle savaşmasını esas alan bir oyunu üniversitede bilgisayar mühendisliği okuması sonucu gerçeğe aktarabileceğinin farkına vardığını belirtti. Daha sonra tam sürüm oyunun bir önceki hali, yani deneme sürümü olarak tabir edebileceğimiz “demo” versiyonunu büyük oyun dağıtım şirketlerine gönderen Yavuz, aldığı olumsuz cevaplara rağmen yılmayıp daha sağlam çalışmaya başlamış. Oyun şirketlerinin verdiği cevaptan sonra kendi başına oyunun dağıtımını yapmaya karar veren bu genç, açtığı internet sitesi üzerinden oyunu dağıtmaya ve nasıl oynanacağına dair açıklamalara yer vermeye karar vermiş. Bu sayede kişiler isterlerse masaüstünden, isterlerse de internet tarayıcıları üzerinden bilgisayarı oynama imkanına kavuşmuş olmuşlar. 1 yıl kadar bir süre sonra oyunun giderek tutulduğunun farkına varan oyun dağıtım şirketleri, bu sefer oyunun dağıtım haklarını almak için karar değiştirmişler.
Oyun listelerini alt üst eden ve günümüzde 24 kişilik bir ekip aracılığıyla gelişimini devam ettiren Mount & Blade, uluslararası oyun arenasında da ülkemizi başarıyla temsil ediyor.
ARKADAŞLAR SÜPER BİR OYUN ÇIKTI PİYASAYA, TÜM DÜNYA BU OYUNU KONUŞUYOR, ŞANSI KAÇIRMA İLK GİRENLERDEN OL .
YOK BÖYLE BİR OYUN YA, SÜPER BİRŞEY HASTA OLDUM RESMEN HARİKA YA. ÜYE OLDUKTAN SONRA, E-MAİL ONAYLAYIN VE HEMEN OYNAMAYA BAŞLAYIN
TAMAMEN ÜCRETSİZ BİR OYUN.
Soğuk havaların etkisini giderek arttırmasının tetiklediği ve Meriç, Arda, Tunca adlı nehirlerin taşması sonucu meydana gelen su baskınları iki ülkenin arasını bozmaya yetti de arttı bile. Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye ülkelerinin gerekli tedbirleri almadığından dem vuran uzmanlar, derhal acil olarak önlem alınmazsa bu gibi sorunların her sene tekrar tekrar yaşanacağının altını çizdi. Bahsi geçen nehirlerin taşmasının en temel sebeplerinden birisi olarak ise nehirlerin üzerindeki barajların doğru işletilememesi olarak gösteriliyor. Bilhassa ilkbahar, sonbahar ve kış dönemlerinde etkisini arttıran aşırı yağış yüzünden uğranılan zararın boyutları da göz korkutucu seviyede. Bu boyut uzmanlar tarafından milyonlarca euro olarak belirtiliyor.
Bu 3 nehrin taşmasının temel sebeplerinden bir diğeri ise coğrafi yapı olarak gözüküyor. Yüksek dağlardan kaynağını alan nehirlerin debisinin yüksek olması sonucu hızla akmaya devam ediyor olması, fakat Türkiye-Bulgaristan ve Yunanistan sınırına geldiği zaman hemen hemen deniz seviyesine inmesi sonucu arada oluşan bu fark suların taşması için yetiyor da artıyor bile. Debisi yüksek olan bu nehirlerin taşma riskleri, diğer nehirlere nazaran da daha fazla. Bu sebepten olsa gerek, uzmanlar sürekli nehir üzerine kurulan barajları inşa ederken plan ve projenin uzman ellerce yapılması gerektiği noktasında hemfikir. Söylediğimiz bu nedenlere ek olarak ilkbaharda karların erimesi ve yoğun yağışlar eklenince nehirlerin taşması işten bile değil. Çözüm yolu olarak ise barajlar inşa edilirken taşkın havzasının hayli büyük olması gerektiği de aktarılan diğer bilgiler arasında. Bulgaristan’da 14 büyük baraj bulunurken, bu barajların büyük bir kısmı sırf elektrik üretimi amaçlı kullanılıyor. Arda, Meriç ve Tunca nehrinin üzerinde ise büyüklü küçüktü 50′nin üzerinde su bendi yer almakta. Ancak bu barajların hemen tümünde taşkın rezerv alanları bulunmadığı için, olası baskınların önüne ne yazık ki geçilemiyor.